image

PeyamaKurd - Kürdistan Bölgesi ve başarıları, Kürdistan düşmanlarını rahatsız ediyor. Bağımsız bir Kürdistan onların rüyalarını kaçırıyor. Kürdistan işgalcileri hem kendi güçleri ve imkanları hem de taşeron ve ortaklarıyla beraber türlü dolaplar çeviriyorlar. Kürdistan Bölgesi’ni herkese kara göstermek için ellerinden gelen her türlü fırsatı değerlendiriyorlar.

Son dönemlerde Kürdistan Bölgesi ve özellikle Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Barzani ailesine yönelik saldırılarda artış olduğu görülüyor. Söz konusu saldırılar her ne kadar önceden olsa da son zamanlarda gözle görülür biçimde artış göstermeye başladı.

"Referandum dönemiden günümüze devam ediyor"

Bu saldırıların amacını sağlıklı bir çerçevede okumak gayet basit bir aritmetik üzerine kuruludur. KDP ve Barzani ailesi milliyetçi kanadı temsil ediyor işte bu durumda saldırıyı başlatan ve saldıranları rahatsız eden en büyük nedenlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu gerçeği Kürdistan Referandumu’nda herkes gördü. Bu düşmanlık referandum döneminden günümüze kadar artarak devam ediyor.

Diğer yandan bu gerçeklerin Kürtler tarafından görüldüğüne de artık şahit oluyoruz. Uluslararası ülkeler de aynı şekilde görüyor ve Orta Doğu’daki politikalarını KDP ve Barzaniler üzerinden programa dönüştürüyor. Şüphesiz bu ülkelerden biri Almanya’dır ve Kürtlere yaptığı yardımlar da ortadadır.

Bu destek ve yardımların kesilmesi ile beraber KDP ve Barzanileri, kamuoyunda küçük göstermek için Kürt düşmanları tarafından bazı manevra ve komplolara başlanmış durumda. Bunların arasında ise eski Baasçılar, Türk solu ve PKK yer alıyor.

Hatırlayacağınız üzere IŞİD, tüm gücü ile Kürdistan’a saldırdığında Almanya, Peşmerge’ye  askeri destek vereceğini açıklamış, Baasçılar, Türk solu ve PKK parlamentonun önünü kesme girişimde bulunarak Berlin’in, Peşmergelere yardım etmesinin önünü kesmeye çalışmışlardı.

Mevzu şundan ibaret, Kürdistan Bölgesinin durumu iyiye gittikçe bölgesel güçler, KDP ve Barzanilerin üzerinde amansız bir biçimde saldırmaya başlıyorlar. Bu dolapları çeviren kişiler geçtiğimiz yıl bazı Alman medya mecralarını ikna ederek ‘Dilşad Barzani’nin şahsında Kürdistan Bölgesi’ni karalamaya çalışmış ve yalan haberleri servis ettirmişlerdi.’

"Dergide iki ismin adı geçiyor"

Söz konusu haber 2020’nin Mayıs ayında Alman Focus Dergisi’nde yayınlanmıştı. Dezenformasyon ile yüklü söz konusu habere göre Dilşad Barzani sözde birkaç kişiyi öldürtmüş. Dergide iki kisinin de ismi geçiyor aynı zamanda. Bunlardan biri daha önce Duhokta ikamet eden eski bir Baasçı’nın oğlu Mike Amedî (bu şahsiyetin Goran Hareketi içinde  yer aldığı söylentileri olsa da biz bu bilgiyi teyit edemedik ama PKK bağlantılı olduğundan hiç kuşku yok.)

Diğer ilginç bir isim ise Alman Sol Partisi Parlamenteri ve PKK taraftarı Sevim Dağdelen. Dağdelen, Alman demokrasi ile yasalarını kendi sol ideoloji ve Apocu fikirleri ile birleştirerek Kürdistan Bölgesi, KDP ve Barzanilere düşmanlık etmeyi adet edinmiş bir aktör. Solcu parlamenter Dağdelen, birçok televizyon programında birebir Başkan Mesud Barzani’yi hedef alan konuşmalar da yapıyor.

Öyle görünüyor ki Focus Dergisi’de tongaya düşerek söz konusu bilgileri, Makî Amedî, Sevim Dağdelen ve Kürdistan düşmanlığı yapan birkaç kişiden alarak bu esasa göre haberi servis etmişti.

Söz konusu saldırı her ne kadar Dilşad Barzani’nin şahsında vuku bulmuş olsa da hedef ve amaç, Kürdistan Bölgesi’nin itibarını zedelemek, KDP’yi karalamak ve Barzani ailesini toplum önünde küçük düşürmek idi.

"Focus Dergisi, Barzani'den özür diledi"

Aslı astarı olmayan bilgilerin paylaşılması ile bilinçli bir komploya maruz kalan Dilşad Barzani, mahkemeye başvurarak Focus Dergisi’ne dava açmıştı. Mahkeme Barzani’yi haklı bulmuş ve aslı astarı olmayan bilgilerin paylaşılması, şahsın itibarını zedelediği için Focus’u cezalandırmıştı. Ardından dergin yetkilileri resmi yollardan Dilşad Barzani’yi ziyaret ederek özrünü istemişti.

Görüldüğü gibi bu komplonun ardında da Türk solu ve PKK kanadı çıktı ve planları ellerinde patladı.

Söz konusu komplo, yalan haberler ve hedef göstermeler ne ilk ne de son olacaktır. Ama, unutulmamalıdır ki karanlığın ardı aydınlıktır. Doğru elbet ortaya çıkan bir hakikattir. Yalan ise her zaman yenilmeye mahkum bir gerçek.