image

PeyamaKurd - Kafkasya’daki son savaş, küçük Hıristiyan ulusun (Ermeniler) iki ABD müttefiki olan Azerbaycan ve Türkiye tarafından hor görülmesi, ABD’nin gücünün sınırlarını ve Orta Doğu Hıristiyanlarına yardım etmek için yeni bir stratejiye duyulan ihtiyacı da ortaya koymaktadır.

Donald Trump'ın dini azınlıklar için tarihteki herhangi bir başkandan daha fazlasını yaptığını belirtmekte fayda var. Yine de altı haftalık savaşın hiçbir noktasında, bırakın Ermenilerin yardımına koşmayı tam tersine Azerbaycan ile Türkiye'yi durdurmaya dahi çalışmadı. 

Orta Doğu Philos Projesi Başkanı Robert Nicholson, New York Post'ta kaleme aldığı yazıda Hristiyanlar ile azınlıkların bölgedeki durumuna ilişkin düşüncelere yer verdi. Nicholson, ABD müttefiki olan Azerbaycan ve Türkiye’nin Ermenistan’ı gor görmesinin olumsuz bir duruş olduğunu, Washington’un bu konuda Orta Doğu Hristiyanlarına yardım etmesi gerektiğini ifade etti. Yazar yazısında Erdoğan'ın politikalarına da değinerek, “Bölgesel istikrar için en büyük tehdit, İran Ayetullahlarını sollamaya hevesli görünüyor”yorumunu yapıyor. 

“Trump’ın mantığı basitti: Güçlünün yanında ol” 

Çünkü Trump’ın mantığı basitti: Dış politika çıkarlarla ilgilidir ve güçlüler ile ilişkiler her zaman zayıfların önüne geçecektir. Böylece zayıfları savunmamız başarısız olur. Çünkü hükümetin asla gerçekleşmeyecek eylemlerini takip eder.

Bu durum, ABD gücünün önemsiz olduğu anlamına gelmez. Özellikle de Türkiye gibi giderek tehdit haline gelen devletlerle uğraşmak söz konusu olduğunda. 

İster Yunanistan'a karşı tavır takınma, ister Kıbrıs meselesi, ister Suriye ve Libya’ya girmek, ister Kuzey Irak'ı (Kürdistan Bölgesi) bombalamak, ister Hamas'ı desteklemek veya Batı'ya karşı nefreti körüklemek olsun… Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bölgesel istikrar için en büyük tehdit olarak İran Ayetullahlarını sollamaya hevesli görünüyor.

“Türkiye’nin imparatorluk hayallerini kontrol altına alma” 

Erdoğan’ın çoklu öfkesini evcilleştirmek bizi amacımıza ulaştırmayacak. Çünkü ahlaki argümanları bir kenara bırakırsak ulusal çıkarımız, ABD’nin Türkiye’nin yeni bir imparatorluk hayallerini kontrol altına almasını talep ediyor. 

'Orta Doğu Hıristiyanlığı’ için bir gelecek sağlamanın tek yolu ekonomik temellerini güçlendirmektir. Batı Şeria ve Gazze'deki Filistinli Hıristiyanlar üzerinde yapılan ‘2020 Philos Projesi’ araştırması neredeyse yarısının günlük ihtiyaçları karşılayamadığını ortaya çıkardı. 

“Devlet gücünden özel yatırıma kaydırma”

Odak noktamızı devlet gücünden özel yatırıma kaydırmanın, Batı'daki Hıristiyan işadamlarını Orta Doğu'dakilerle şirket kurmak, mülk geliştirmek ve yerel ürünleri pazara taşımak için bağlayarak değiştirme zamanı geldi.

Barışçıl bir ekonomik sefer, kritik kitleye ve yatırım için uygun koşullara sahip Hıristiyan topluluklara öncelik verecektir. Burada Ermenistan'ın önemi ortaya çıkıyor. Ermenistan, Dünya Bankası'nın İş Yapma Kolaylığı endeksinde üst sıralarda yer almakla kalmıyor, aynı zamanda gelişmekte olan bir yüksek teknoloji sektörü ve ucuz ancak kalifiye işgücüyle de gurur duyuyor.

Ermenilere yardım etmek için çok geç değil, ancak eski strateji ve yaraları sarma yaklaşımımız işe yaramayacak. İhtiyacımız olan şey, somut yatırıma dayalı temel  bir dalgadır. 

Eski bir Ermeni atasözünün dediği gibi, "Omuz omuza verirsek, dağları devirebiliriz.”

Çeviri | PeyamaKurd