image

PeyamaKurd - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını yeni dünya düzeninin katalizörü olabilir. Öyle ki, Rusya’nın uzun yıllardır savaşını verdiği ve Çin’in de son dönemde atağa geçerek kurmaya çalıştığı ‘çok merkezli’ dünya düzenin inşaası Kovid-19 salgını ile gerçekleşebilir. Peki bu salgın yeni dünya düzenine geçişi hızlandıracak mı?

‘Rusya ve Çin, AB’nin boşluğunu gördü ve doldurdu’

Çin’de ortaya çıkan fakat kısa sürede tüm ülkelere yayılan virüs, yalnızca sağlık alanını değil ekonomi, siyaset, sosyal ve toplumsal psikolojide de krizlerin önünü açtı. 3-4 ay gibi bir kısa sürede Kovid-19 salgını doğudan batıya kaydı; Avrupa ve ABD başta olmak üzere çok sayıda ülke ciddi bir sınavdan geçiyor. Özellikle AB üyesi olan İtalya, Avrupa’da virüsün üssü konumuna gelmiş durumda ve salgın çok kötü seyrediyor.

Fakat İtalya’nın üyesi olduğu AB’den ülkeye herhangi bir yardım gitmezken, Batı’nın düşman olarak gördüğü Rusya’dan ve Çin’den İtalya’ya sağlık yardımı yağdı. En şaşırtıcı olanı ise yönetim şeklinden ötürü uluslararası sistemin dışına itilen Küba’nın İtalya’ya ve pek ülkeye yardım etmesi oldu.

Dünyanın süper güçleri, devasa ekonomilere sahip Batılı devletler, AB, ABD İtalya’yı izole ederken, Çin, Rusya ve Küba’nın ülkeye yardım etmesi tarih boyunca akıllardan silinmeyecektir. Salgın sürecinde akıllara Çin’in İtalya’ya uçaklarla medikal malzeme gönderdiği, Rus TIR’larının İtalya’nın caddelerinde yardım malzemeleri taşıdığı ve Rus doktorların Bergamo kentinde koronavirüsle mücadele yürüttüğü görüntüler kazındı.

‘Yardımlaşma ve dayanışmayı çöpe atan Batı’

Öte yandan, Batılı devletlerin bu küresel krizde oynamakta olduğu rol Çin, Rusya ve Küba’dan çok farklı. Temellerini bütünleşme, yardımlaşma ve dayanışma üzerine kurduğunu her platformda dile getiren AB, birliğin temellerini oluşturan tüm normları rafa kaldırmış durumda. İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, Kovid-19 ölümlerinin azami boyutta olduğunu İtalya ve İspanya başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinin AB’den talep ettiği ekonomik yardımın Almanya ve Hollanda tarafından veto edildiğini hatırlatıyor.

ABD’nin tutumu da ABD’den çok farklı değil. ABD, NATO çatısı altındaki ülkelere yardım etmek bir kenara, dünyaya Küba’nın teklif ettiği ve sunduğu yardımları reddetme çağrısı yapmakla uğraşıyor. Yine ABD, İran’a yönelik ambargo uygulamakta da istikrarını sürdürüyor.

‘AB ve ABD’nin tutumu’

Kovid-19 salgınıyla gün yüzüne çıkan AB ve ABD’nin insan verdiği değeri gözler önüne serdi. ABD’de salgın hafife alınırken, İngiltere’de toplum bağışıklığı denilerek on binlerce insanın koronavirüse yakalanmasına göz yumuldu. Binlerce insan virüse yakalanırken, İtalya’da virüse yakalanmış ve risk grubundan olan yaşlılar ölüme itildi. AB ve ABD parayı önceleyen bir tavır takınırken, salgın yol açtığı sağlık krizi daha da derinleşti ve içinden çıkılmaz bir hal aldı.  

AB ve ABD’deki sağlık krizi giderek derinleşirken, İtalya’ya ve pek çok Avrupa ülkesine Çin, Rusya ve Küba’dan yardım eli uzandı. Bu durum iki şeyi ifade ediyor: birincisi, kendilerini “gelişmiş” olarak atfeden ülkelerin belli konularda gelişmediği, ikincisi ise AB ve ABD’nin insandan ziyade kâra odaklandığı.

‘Kovid-19 “Emperyalizm-Sosyalizm” savaşına dönüşmüş durumda’

G7, AB, WTO ve ABD, İtalya gibi virüsten ciddi şekilde etkilenen ülkelere yardım etmezken, söz konusu ülkelere yardımı Çin, Rusya ve Küba yaptı. Çin, Rusya ve Küba’nın yardım etmesine farklı kritik motivasyonlar var ama bu durumda kamuoyu yoklamalarına göre ‘Emperyalizm-Sosyalizm’ arasında bir savaşa dönüşmüş durumda. Zira Çin ve Küba sosyalisttir, Rusya da artık sosyalist olmasa da sosyalist SSCB’den miras aldığı kimi özelliklerini korumaktadır.

Emperyalist devletler tamamen pragmatist düşünerek, İtalya’ya ve diğer ülkelere yardım etmezken, Küba’dan tüm dünyaya ders olacak nitelikte bir atak geldi. İçinde Kovid-19 vakalarının bulunduğu İngiliz gemisine hiçbir ülke kapılarını açmazken, Küba gemiyi kabul edip yolcuları tedavi altına aldı.