image

PeyamaKurd - İran yanlısı paramiliter gruplar, ABD güçlerini aylarca hedef alan roket ve bombalı saldırıların ardından Kürdistan Bölgesine yönelik tehditlerini artırıyor. Böylece İran’ın, Irak'taki müttefikleri ABD’yi ülkeden uzaklaştırmaya çalışırken, Washington'un Irak'taki birkaç ortağından biri olan Kürtleri de tehdit ediyor. 

ABD’de seçimler yaklaşırken İran, ABD güçlerinin saldırılarına sert tepki vereceğini konusunda bir algı yaratırken ABD’nin, üs’lendiği Kürt bölgesine odaklanmayacağı konusunda ise bir çeşit kumar oynuyor gibi görünüyor. 

Bilindiği üzere 17 Ekim'de Bağdat'taki protestocular, Kürdistan Demokratik Partisi’nin (KDP) bürolarına saldırdı. Protestocular, İran yanlısı ve Şii milislerden oluşan Haşdi Şabi ile bağlantılıydı. ABD, bölgedeki terör faaliyetlerinin bir çoğunda bu grupları sorumlu tutuyor. 

İsrailli yazar Seth Frantzman, Irak’ın nasıl bu duruma geldiğini ve İran’ın, milisler aracılığı ile ABD ve Kürtleri bölgeden çıkartarak nasıl egemenlik kurmak istediğini ele aldı. 

“Irak, nasıl bu noktaya geldi?” 

Bu noktaya nasıl gelindiğini anlamak için biraz tarih bilgisi gerekiyor. Irak, derinden bölünmüş bir ülke. ABD'nin Iraklı diktatör Saddam Hüseyin'i görevden almasının ardından Şii, Sünni ve Kürtlerden oluşan partiler kuruldu. Ayrıca 2005 anayasası Kürtlere, kendi silahlı kuvvetleri olan Peşmergeler de dahil olmak üzere muazzam miktarda özerklik tanıdı. Bununla birlikte ülkede, isyan ve iç çekişmeler yaygındı ve çoğu Kata'ib Hizbullah gibi İran yanlısı gruplar etrafında toplanıyordu.  

Üç yıl önce IŞİD'in Irak'ta büyük ölçüde yenilgiye uğratılmasının ardından Kürtler bağımsızlık referandumu düzenledi. Bağdat ise yanıt olarak, Peşmergeleri geri püskürtmek için Kerkük şehrine tanklar yolladı. O dönemde Kürtler, mezhepçi milislerin Kerkük, Şengal ve Musul çevresindeki bölgeleri işgal ederek İran'la bağlantılı yeni radikal gruplara dönüşeceği konusunda uyarıda da bulundu. 

Ayrıca son yıllarda söz konusu İran yanlısı milislerin Irak’ta nasıl üs ve kontrol noktaları kurduğuna ve devlet içinde nasıl devlet haline geldiklerine ilişkin kanıtlar ortaya çıktı. 

Bu gruplar, hükümetin resmi paramiliter gücü olarak maaşlarını da alarak daha güçlü hale geldiler. Ayrıca, 2019’un yazında üslerine düzenlenen saldırılardan ABD ve İsrail'i suçlayarak ABD'ye giderek daha fazla düşman oldular. Milislerin, Ebu Mehdi Mühendis ve Hadi Amiri gibi liderleri de ABD'nin Irak'tan ayrılmasını talep etti. Bu talepleri, ABD üslerine yapılan roket saldırıları izledi. ABD ise bu gruplara karşı misilleme yaparak Ebu Mühendis ve İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani'yi Ocak 2020'de öldürdü. 

“Milisler, Kürtleri hedef alacak” 

Irak'ta bugün yaşanan krizin bağlamı budur. Geçtiğimiz Eylül ayında ABD, Irak'taki El Esad Hava Üssü, Bağdat ve Kürdistan bölgesindeki tesislerinde kalan 3.000 personelini güvene aldı. Washington ayrıca, Irak'ı roket saldırılarının devam etmesi halinde Bağdat büyükelçiliğini kapatacağı şeklinde uyardı. Bu yaklaşım İran yanlısı grupları ürküttü ve saldırılar durdu.  

Ancak, 30 Eylül’de, Erbil Uluslararası Havaalanı yakınında roketli saldırı yapıldı. İki hafta sonra da Bağdat'ta KDP’nin parti ofisine saldırı düzenlendi. 

Mesaj açık: Irak'ın diğer bölgelerindeki ABD tesislerine yönelik saldırılar azaltılırsa milisler ABD’nin Kürt müttefiklerini hedef alacak. Amaç aynı: ABD'nin Irak'tan ayrılmasını sağlamak ve İranlı müttefiklerinin Bağdat'ı kontrol etmesini sağlamak.  

“Washington ne yapabilir?” 

Trump yönetiminin hava saldırıları ve tehditler kullanarak başka saldırıları caydırma girişimi ancak bir dereceye kadar işe yaradı. İran yanlısı gruplar bundan korkuyor gibi görünüyor. Başkan Trump ABD güçleri zarar görürse sert tepki verecektir. Ayrıca Trump'ın “uzak yerlerde” “bitmeyen” savaşları sonlandırmak istediğini de biliyorlar. Bu yüzden ABD’nin müttefiklerini ve ortaklarını sekteye uğratmak için Kürtlere saldırıyorlar. Ama Washington'un Kürdistan Bölgesinin güvenliğine yatırım yapmaya devam etmesi elzemdir. 

Eylül ortasında ABD cephaneleri Peşmerge'ye devretti. 30 Eylül'deki roket saldırısı, milislerin Erbil havaalanını tehdit edebileceğine dair bir mesaj idi. ABD, Erbil'in bölgede güçlü bir müttefik olmasını sağlamak için baskısını sürdürmeli, istihbarat ve güvenlik koordinasyonunu Kürt güçleriyle paylaşmalıdır. 

ABD, güçlerini riske atmadan ve çıkarlarını ilerletmek için İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ile Yunanistan gibi diğer müttefiklerle birlikte nasıl çalılıyorsa, Suriye ve Irak'taki rolünü de Erbil üzerinden sabitleyebilir.  


Çeviri | PeyamaKurd