image

PeyamaKurd - İslamcı ve demokrat İslamcı partiler Türkiye'nin en büyük şehrini (İstanbul) 1994 yılından bu yana (31 Mart 2019 yerel seçimleri) yani tam 25 yıldır kontrol ediyordu. İstanbul, herhangi bir parti için sadece kazanılacak bir şehir değil aksine çok fazlası idi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da söylediği gibi, "İstanbul'u kim kazanırsa, Türkiye'yi de kazanır."

Erdoğan, 2019 seçimleri öncesinde İstanbul’da yaşayan iki milyon Kürd'ün Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) adayı Ekrem İmamoğlu'na oy vermesi durumunda AKP'nin kaybedebileceğini fark etmiş ve ne yapılmalı diye düşünmeye başlamıştı. 

Middle East Forum’da, “Erdoğan Kürtlere karşı: Bu durum nerede bitecek?” başlıklı bir yayınlandı. Söz konusu yazıda, Erdoğan hükümetinin, İstanbul seçimlerinden sonra Kürtlere yönelik bakış açısının daha fazla değiştiğinin ve İslamcıların, Kürtlere karşı savaşında yeni ve ileri bir aşamaya geçildiğine değiniliyor. 

Yazıda, “Erdoğan'ın sert politikasından giderek daha fazla Kürd'ün hayal kırıklığına uğradığına dair işaretler var. Şubat ayında yapılan bir anket sonucuna göre geçmişte Erdoğan’a oy veren Kürtlerin dörtte birinin ona tekrar oy vermeyeceğini kanıtlıyor. Buna göre 2023 yılına gelindiğinde yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 'Kürtlerin oyları 7 milyona ulaşabilir ve Kürtler hükümdar olabilir. Erdoğan'ın barışa ve Kürtlere karşı savaşı, kendi kendini yenilgiye uğratabilir” yorumunda bulunuluyor.

“Yenilmez Erdoğan için unutulmaz bir yenilgi gecesi”

Tam o günlerde devlet medyası TRT, PKK’nin hapisteki lideri Abdullah Öcalan'ın açıklamasını okudu. Öcalan'ın mektubu, Kürtleri hükümet ve muhalefet adayları arasında tarafsız kalmaya çağırıyordu. Söz konusu mektubun, AKP’nin adayı Binali Yıldırım'a fiili destekle sonuçlanacağı umut ediliyordu.

Ancak 31 Mart tarihinde yapılan oy sayımı o mektubun siyasi bir fiyasko olduğunu açıkça kanıtlıyordu. İmamoğlu, (18 milyonluk bir şehirde) 13.000 oy gibi az bir farkla kazanmıştı, ancak AKP kontrolündeki Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 23 Haziran'da yeniden seçim kararı aldı.

Bu kez İmamoğlu 800.000 oy farkla kazandı. İmamoğlu’nun zafer marjı, Erdoğan'ı ve partiyi şoke etti. O gece, ‘yenilmez denilen Erdoğan için unutulmaz bir yenilgi gecesi oldu.’ Bu gelişme aynı zamanda İslamcıların, Kürtlere karşı savaşında yeni ve ileri bir aşamaya işaret ediyordu. 

Görünüşe göre Kürtler, Öcalan'ın mektubuna aldırış etmemiş ve CHP’nin adayı İmamoğlu'na oy vermiş, Erdoğan ve partisini de koltuğundan etmişti.

“Erdoğan ve Bahçeli HDP’ye nasıl bakıyordu?”

Erdoğan’ın sadık ve aşırı milliyetçi müttefiki MHP lideri Devlet Bahçeli, Türk parlamentosunun üçüncü büyük partisi olan Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) Anayasa Mahkemesi tarafından sürekli olarak kapatılması çağrısında bulunuyor. Erdoğan ise bugüne dek Bahçeli’ye nazaran, muhalefeti sindirmenin daha incelikli yollarını savunuyordu. HDP'nin demokratik olarak seçilmiş liderlerini, milletvekillerini ve belediye başkanlarını hapse atıyor, onların yerine kayyum atıyor.

Erdoğan HDP'yi fiilen sakat bıraktığında kapatmak zorunda kalmayacağını biliyor. Partinin iki eş başkanı Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ 2016'dan beri cezaevinde.

Kobani olaylarında Türkiye’de Kürtlerin çoğunlukta olduğu şehirlerde bir hafta süren şiddet olaylarının ardından 46 kişi öldü ve 682 kişi yaralandı. Şiddet nedeniyle 300'den fazla kişi gözaltına alındı. Türk savcıları Demirtaş ve Yüksekdağ aleyhinde (diğer dokuz HDP'li vekil), olaylardan 6 yıl sonra şiddeti kışkırtmaktan iddianame hazırladı. 

Erdoğan yakın geçmişte siyasi partiyi kapatma seçeneğinden ise, HDP'ye daha fazla darbe vurmak adına ek önlemler almayı da düşünüyordu. Partinin kapatılmasının caydırıcı olmayacağını düşünen Erdoğan, HDP’nin devlet fonunun kesilmesini içeren farklı yöntemler de düşünüyordu. 

“Kürtlerin oy oranı 1,1 milyondan, 6 milyonun üzerine çıktı”

HDP, Türkiye'de Kürtleri destekleyen sekizinci parti. Türkiye’de geçmişte 7 Kürt partisi daha yasaklandı. Kürtler ilk seçim manevrasını 1990'da yaptılar. Ardından 1994 ile 2015 yılları arasında Türkiye'deki Kürtlerin toplam oy oranları %4,1’den % 13,1’e; başka bir değişle 1,1 milyondan 6 milyonun üzerine çıktı.

HDP, eşi görülmemiş bir yasal baskı ile karşı karşıya olduğunu söylüyor. HDP’nin, 16.000 üyesi gözaltına alındı ve birçok milletvekili parlamentodan uzaklaştırıldı ya da Türkiye'nin terörle mücadele yasası gereğince hapse atıldı. 

Hükümet şu anda, "terörizm" suçlamasıyla, hızlandırılmış kararlara tabi olan tüm HDP'li milletvekillerinin milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması için çalışıyor. Şu ana kadar HDP'li 56 milletvekilinin aleyhinde 914 yargılama süreci bulunuyor. Dün de, Türkiye Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, Halkların Demokratik Partisinin (HDP) kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açtı.

Türkiye, geçtiğimiz Şubat ayında HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na yönelik yeni bir mahkeme çıkararak dava açtı. Eski İslamcı, insan hakları aktivisti ve HDP milletvekili Gergerlioğlu, 2016 yılında Kürt sorununda barışı savunan bir gönderiyi retweetledi. Türk yargısı, söz konusu retweet için onu hapis cezasına çarptırdı. Ancak ironik olan ise, orijinal tweet kaynağı hakkında herhangi bir suçlamanın yapılmamış olması idi. Yargıtay, Şubat ayında Gergerlioğlu'nun (Retweet’ten 5 yıl sonra) "terör propagandası yapmaktan" aldığı cezayı onadı.

 

“'Kürtlerin oyları 7 milyona ulaşabilir ve Kürtler hükümdar olabilir.’

Son yıllarda yaşananlar gösteriyor ki Erdoğan'ın Kürtlere ve Kürt sorununa yaklaşımı, ona İstanbul'dan daha pahalıya mal olma potansiyeline sahip. 

Araştırmalar, Türkiye'de Kürtlerin ağırlıklı yaşadığı kentlerdeki doğurganlık oranının 3.41 olduğunu, Türklerin yoğunlukta yaşadığı yerlerde ise ortalama 2.09 olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre 2023 yılına gelindiğinde yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 'Kürtlerin oyları 7 milyona ulaşabilir ve Kürtler hükümdar olabilir.’

Erdoğan'ın sert politikasından giderek daha fazla Kürd'ün hayal kırıklığına uğradığına dair işaretler var. Şubat ayında yapılan bir anket sonucuna göre geçmişte Erdoğan’a oy veren Kürtlerin dörtte birinin ona tekrar oy vermeyeceğini kanıtlıyor. Erdoğan'ın barışa ve Kürtlere karşı savaşı, kendi kendini yenilgiye uğratabilir. 


⇔ Çeviri: PeyamaKurd 

 


⇒ Farklı konulardaki analiz ve görüşlere bu LİNK üzerinden ulaşabilirsiniz