image

Kerkük şehri ölümsüz Başkan Barzani’nin de dediği gibi, “Kürdistan’ın kalbidir” ve Kürtler hiçbir zaman bu kentten vazgeçmeyecektir. Çünkü Kerkük’süz bir Kürdistan’ın, Kürtlerin kalbinde yeri yoktur.


PeyamaKurd - Kerkük’te 9 Ocak tarihinde Kürdistan Emekçiler Partisi, Özgürlük Platformu ve PKK’nin güney yapılanması Kürdistan Toplumsal Özgürlük Hareketi arasında sözde, “Kürdistan’ın işgaline karşı” bir konferans yapıldı.

Söz konusu konferans her ne kadar, “Kürdistan’ın işgaline karşı” düzenlenmiş olsa da, konferansa katılanların gözlemi yapıldığında aslında konferansın amacının “Kerkük’ün Kürdistan Bölgesi topraklarına dönüşüne izin vermeyenlerin” tesis ettiği bir organizasyon olduğu görülmekteydi.

Kısacası Kürdistan dışında kalan Kerkük için yeni bir arayış var. Bu bağlamda 10 Ocak’ta da konferans düzenleyen Haşdi Şabi aktörleri, Haşdi Şabi Başkanı Falih Feyaz’ın da katılımı ile Kasım Süleymani için Kerkük’teki Türkmen ve Araplarının hazır bulunduğu bir merasim düzenlediler.

İki konferansta birbiri ile bağlantılı görünüyor. Çünkü bu toplantı ve konferanslar ile, bölgede yeni bir oluşumun meydana getirilmesi mi umut ediliyor?

Haşdi Şabi, Peşmerge’nin gelişinin önünü kapatmak istiyor ve “Biz, burdayız” mesajını vermeye çalışıyor. Çünkü İran ve onların Irak gücü Haşdi Şabi biliyor ki Peşmerge bir gün Kerkük’e geri dönecek. İşte bu ihtimalin önüne geçmek için de Kürdistan Bölgesi’ne mesaj gönderiyorlar. Bu yapılanmalar, Kerkük’ü Kürdistan haritasından çıkarmayı planlıyor ve bu amaçla da her türlü fırsatı kullanıyorlar.

Haşdi Şabi Heyeti Başkanı Falih Feyyaz dün gerçekleşen konferansta yaptığı açıklamada, “2017’de Erbil ile Bağdat arasında bazı olumsuz olaylar yaşandı. Ancak bugüne bakmalıyız. Tüm tarafların hakları korunarak Erbil ve Bağdat’ın anlaşmaya varması için çaba harcamalıyız” dedi. Yani Feyyaz diyor ki, “Kürtler artık Kerkük meselesini açmasın hatta akıllarına bile getirmesin.

“Süleymaniye’deki sızıntı da söz konusu konferanslardan bağımsız değil”

Sadece Haşdi Şabi değil Kürtlerin kendi içinden gelen sızıntılar da mevcut. Dün ortaya çıkan diğer bir bilgide, “Süleymaniye’de bir grup aktivistin kentin Kürdistan Bölgesi’nden ayrı federe bir bölge olması için imza toplamaya hazırlandığı” görüldü.

Federe bir bölge olarak Kürdistan Bölgesi’nden ayrılmak için çalışma yapan grubun, kent sınırları içerisinde 35 bin imza toplamak amacıyla kampanya başlatacağı ifade edildi. Aktivistler ayrıca, “Süleymaniye bölgesi için ulusal bir ordu kuracağız. Mahkememiz Kürdistan Bölgesi’nden bağımsız olacak. Federal Mahkeme bu projeyi onaylarsa bunları hayata geçireceğiz, bunun için hazırlığımız da var” açıklamasında bulundular.

PKK’nin güney yapılanmasının da katıldığı toplantı, Haşdi Şabi’nin aynı zamana denk gelen konferansı ve akabinde Süleymaniye’den kamuoyunun aklına sızan Süleymaniyeli aktivistlerin açıklamaları gösteriyor ki her bir hareket aynı döngünün üzerine doğru ilerliyor. Kürdistan’ın parçalanması ve Kerkük’ün Kürtler’den koparılması.

Katlanların İspanyollara, İskoçların Britanya’ya karşı bağımsızlık savaşı kararlılıkla devam ederken, Kürtlerin son yıllarda elde ettikleri başarıları bu denli kötüye kullanması ve kendilerini kurban etmeleri oldukça düşündürücü bir sorunsaldır.

“Kürtlerin önünü kesmek için her fırsatı çekinmeden kullandılar”

Kürdistan Bölgesi 25 Eylül’de referanduma gitti ve halk %92 ile EVET diyerek, “Bağımsızlık istiyoruz” dedi. Kürdistan düşmanları o zaman da bir araya geldi ve Kürtlerin bu başarısının önünü kesmek için her fırsatı çekinmeden kullandı. Çünkü Kürdistan’ın bağımsız olması bu güçleri derinden endişelendiren bir durum. Özellikle de Kerkük’ün, Kürdistan için olan önemini bilerek hareket ediyorlar.

Bu hedefle 16 Ekim 2017’de yola çıkan İran destekli Haşdi Şabi ve 16 Ekim kliki, Kerkük’ün Kürdistan’dan koparılması için pazarlık masasına oturdular. Bu ihanetçi olayın ardından Kürtler, Kerkük’te büyük bir darbe yedi. Orada yaşayan Kürtler yerinden edildi, malları talan edildi.. Bu yaplanlar uzun bir planlamanın sonucu idi. Çünkü bu gruplar, Kerkük’te yaşanan hadiseyi zorla kabul ettirmeyi amaçlayarak Kürdistan Bölgesi’ni dağıtmayı hedef edindiler.

Öyle görünüyor buna benzer bir plan daha yürütülüyor. Kürtler için bir köyü bile layık görmeyenler Kerkük üzerinden büyük plan ve dolaplar çeviriyorlar. Çünkü Kerkük şehri ölümsüz Başkan Barzani’nin de dediği gibi, “Kürdistan’ın kalbidir” ve Kürtler hiçbir zaman bu kentten vazgeçmeyecektir. Biliyorlar ki; Kerkük’süz bir Kürdistan’ın, Kürtlerin kalbinde yeri yoktur.

Bu kritik durumda Kürt güçleri ve partileri ne yapmalı?

Kürdistan işgalcileri birçok kez yaptıkları gibi yine Kürtleri birbirine düşürüp öldürtmek istiyorlar. Kürtler acaba 16 Ekim’deki gibi bir birlerine karşı mı hareket edecekler, yoksa tüm kürtlerin çıkarlarına göre mi hareket edecekler?

Tarih Kürtlere yüzlerce kez göstermiştir ki, parçalanmaları tüm parçalar için perişanlık demektir. Ama birlikleri ise yine bütün Kürtler için bir başarıdır.

Kerkük’ün içinde olmadığı bir Kürdistan hiçbir Kürt gücü ve partisine fayda sağlamaz. Kerkük, Kürdistan’ın geleceği içini her zaman önemli bir çemberdir. İstihbarat ve gizli bilgilere gerek yok. Kürtlerin yokluğu üzerine çalışan güçler gün gibi ortadadır.

Haşdi Şabi, Kürtlerin çıkarlarını parçalamak üzere kurulmuş bir yaplanmadır ve bugüne kadar da bu yolda mücadele etmiştir. Kürtlerin öncelikle bu minvaldeki yapılanmalar ile diyaloglarını kesmeleri gerek. Daha sonra birbirlerini kabul ederek birbirlerine karşı daha ılımlı bir yapı içine girmelidirler.

Kürdistan davası, kişi parti ve siyasi oluşumlarının üzerindedir. Nasıl ki Kobanê’de Peşmerge ve YPG omuz omuza savaştılar, bugün de gerek Kürdistan Bölgesi gerek diğer yerlerde bu birlik lazımdır. Kürtler birbirinin kanlarını dökmemeli ve omuz omuza vermelidirler.