image

PeyamaKurd – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti 1992 yılında “Atatürk Barış Ödülü’nü” Nelson Mandela’ya layık görmüştü ama durum umulduğu gibi olmadı. Mandela ödülü reddetti. Çünkü ülkesinin özgürlük sembolü haline gelen o mücadeleci kahraman, kendi çizgisi ve siyasi felsefesi gereğince Mustafa Kemal Atatürk’ün, Kürtlere karşı olan katliamlardaki başrolünü göz önünde bulundurarak söz konusu ödülü reddetti.

Bu olaydan önce Mandela’ya methiyeler dizen ödül yetkilileri bir anda Mandela düşmanı kesilip, “Bu siyahi ödülden ne anlar ki gibisinden hakaretler yağdırdılar.”

Atatürk Cumhuriyeti, tarihinde yalnız Kürtlere değil, diğer azınlık ve dini kesimlere de çektirdikleri açık bir şekilde yazılıdır. Osmanlı imparatorluğu döneminde bile kısmi özgürlüklere sahip olan Millet, azınlık ve dini kesimler Atatürk cumhuriyetinin kuruluşu ile topyekûn imha edilmişlerdir. Kürtler bu noktaları iyi analiz etmeli ve stratejik olarak CHP’nin yanında durdukları gerçeğini atlamamalıdır!

Atatürk’ten sonra gelen ekoller örneğin CHP’nin son Jokeri Ekrem İmamoğlu veya siyaseten o yolda giden Türkler, Atatürk’e değer biçebilirler bu gayet normal bir durumdur. Fakat Kürt halkının bu noktada Atatürk’e ‘Kürt gözü’ ile bakması gerekmektedir.

Aynı zamanda Kürt milleti olarak Atatürk’ü değerlendirdiğimiz zaman; Şeyh Sait ve arkadaşlarının Diyarbakır’da idam sehpalarında asılmalarını unutmamamız gereklidir. Sadece bu örnek değil. Seyid Rıza da Elazığ’da tarihte eşine rastlanmaz bir şekilde 2 kez idam edilmiştir! Çünkü o idam edilmeden önce, çocuk yaşlarındaki oğlunu gözleri önünde idam etmişti Atatürk Türkiye’si…

Kısacası Atatürk, kendi dönem Türkiye’sinde (cumhuriyetin kuruluş tarihinden 1938’e kadar) öldürülen, sürgüne gönderilen vb... yüzbinlerce Kürdün bu noktaya gelmesinin baş mimarı oldu.

Bir nezaket olarak veya Kürtlere vefa borcunu ödemek için Diyarbakır’a gelen Ekrem İmamoğlu, belki de Ankara’ya bir nevi, “Bakın biz oraya gittik ama Türklüğün simgesini de beraberimizde götürerek Kürtlere kabul ettirdik” mesajı yolladı.

İmamoğlu tarafından, HDP’ye takdim edilen söz konusu tablo gerek sosyal yaşamda gerek sosyal medya da Kürtler tarafından tepki ile karşılandı.

En çok sorulan ve cevabı merak edilen sorular arasında ise, ‘Kürtlerin hassasiyetleri söz konusu iken HDP, neden bu tabloyu kabul etti?’ Neden HDP de Kürtlerin simgesi olan bir ismin tablosunu onlara hediye ederek empati kurulmasına vesile olmadı’ vardı.

Bir parantez açılacaksa Ahmet Türk ve beraberindeki heyet söz konusu bu “sürprize” hazır mıydılar onu bilemeyiz. Ama Kürtlerin içinde bulunduğu dönem çok hassas olduğundan bazı meseleleri görmemezlikten gelme ihtimalleri de olabilir.

Ancak bazı kritik durumlar da mevcut. Çünkü HDP’liler Kürt halkının tepkisini çektiklerini fark ettiler. Hatta ardından konuya ilişkin Ekrem İmamoğlu’ndan bir açıklama da geldi.

Bu aşamada önemli olan HDP’nin, CHP’nin bu yaklaşımına karşı İstanbul’da ne(ler) yapabileceğidir?

HDP de İstanbul’da, İmamoğlu’na bir Şêx Seîd, Seyit Rıza ya da Ehmedê Xanê tablosu hediye edebilir mi?

Ya da tersi sorulursa, ‘İmamoğlu kendi cephesinde İstanbul’da Kürtler için ne(ler) yapabilir?’

Getirilen hediyenin reddedilmesinin mümkün olmadığını biliyoruz ama deyim yerinde ise İstanbul’da ve daha birçok şehirde liderliği CHP’ye kendi eliyle veren Kürt halkı 1-0 geriye düşmüş gibi duruyor.

Kürtler hangi manevra ile skorda dengeyi kurabilirler?

Bu tarz yaklaşımlar ileriki dönemler için Kürt halkının iki partiye de yaklaşımı açısından önemli.

Bilinmelidir ki, ‘Kendini ifade edemeyenler ve değerlerine sahip çıkıp onları sunamayanlar yenilmeye mahkumdurlar.’ Çünkü bu siyasetin baş kanun ve kaidelerinden biridir.

Kürtler CHP’yi Cumhuriyetin kuruluş gününden beri destekledi ama hep arkadan hançerlendi. Tarih ile yüzleşmesi gereken CHP’nin ta kendisidir.

Mustafa Kemal Atatürk onlara kalsın,

Kürtler de kendi değerlerine sahip çıkmaya baksın…