image

PeyamaKurd - Baas rejiminin 33 yıl önce bugün (16 Mart 1988) Halepçe’ye kimyasal saldırı düzenlemesi sonucu 5 binden fazla Kürt yaşamını yitirdi en az 10 bin kişi yaralandı ve bir o kadar sivil insan da fail-i meçhule kurban gitti.

Aradan bunca yılın geçmesine rağmen Halepçe Jenosidinin yaraları ile katliamın birçok izleri halen insanların ve şehrin üzerinde duruyor. Halepçe’nin kaybolan, faile kurban giden çocukların birçoğu günümüzde dahi bulunamazken, anneleri çocuklarına kavuşacağı günün özlemini hâlâ bekliyor.

Saddam’ın yaptığı bu katliam dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir jenosid. Helepçe Katliamı ve soykırımı, Hiroşima’dan sonra en büyük vahşetlerden biri olarak kayıtlara geçti. Saddam kimyasal silahların çoğunu Sovyetler Birliği’nden aldı.

Fakat Moskova, kimyasal silah kullanılmadı dedi ve bu açıklamasını Sovyet Komünist Partisi’nin yayın organı olan PRAVDA gazetesinde yayınladı. Sovyet destekli PRAVDA gazetesi katliama ilişkin şu iddiada bulunmuştu, “Kimyasal silah kullanılmadı bu iddialar Emperyalist Ülkeler ve Kürtçü çetelerin (Bandit) söylemleridir.” 


ABD öncülüğünde toplanan Birleşmiş Milletler (BM), Saddam’ı kınayan bir karar çıkarmak istiyorlardı fakat, Sovyetler ve Arap ülkeleri (Bugünkü Arap Birliği) kararı reddettiler. Sovyetler ve Çin karara yönelik veto hakkını kullandı ve olayı kendileri nezdinde kapattılar.

Sovyetlerin bu tavrını, Sovyetik Kürt Partileri de eleştirme cesaretinde bulunmadı. O günlerde Filistin ile dayanışma gösteren ümmetçi Kürtler de jenoside suskun kaldılar. 

O gün Kürt/Kürdistan siyasetinden uzaklaşanlar bugün de Kürt karşıtı şemsiyeler altında toplanarak kendi değerlerine, katliamlarına sessiz kalmayı tercih ediyorlar. Aynı şekilde o günlerin Moskovacı Kürtleri de şimdi Türkiyeci, Irakçı, İrancı, Suriyeci siyasette ısrar ediyorlar. 

Halepçe’de yaşanan katliama ortak bir siyaset yürüten ve katliamı neredeyse savunan Moskova, bugünlerde ise Esad’ın siyasetini destekleyip Kürtlerin Rojava’daki hak, hukuk ve kazanımlarına engel olmak istiyor. 


Halepçe Katliamı, dünyada benzeri az görülen bir katliam olmasına rağmen halen soykırım olarak tanınmadı.

Irak ise geride kalan süre boyunca, mağdurların tazmin edilmesi için ciddi bir adım atmadı.