image

Erdoğan’ın Kürtlere karşı sert ve katı duruşun bir bedeli olacak: Gittikçe daha modern, donanımlı ve iyi eğitimli hale gelen Kürt seçmenler, Erdoğan için Türkiye'de bir gelecek görmüyorlar. Böylece akıllara şu soru geliyor, “Kürtler, Türkiye'deki bir sonraki kral mı?


PeyamaKurd - Hasan Benna ve Seyyid Kutub gibi ideologlar tarafından kurulan siyasi İslam'ın yayılmasında en iyi bilinen taraf şudur: Dini, refah ve eğitim kurumları tesis ederek yayın böylece Müslüman kalpleri ve zihinleri kazanın. Bu amacın hedefi, sandıkta siyasi İslam'ı meşrulaştıracak sınıfsız ve popülist bir ağ yaratmaktır. Silah ve toplarla düşmanı yenemezseniz, bunu tarafınızda topladığınız destekçilerin fazlalığı ile yapabilirsiniz. 

Türkiye’nin demografik anlamda İslamcı yükselişi bir istisna olarak görülmemeli. Türkiye'nin laik ve daha iyi eğitimli modern aileleri on yıllarca bir ya da iki çocukla yetinirken; dindar, daha az eğitimli, alt ve orta sınıf Müslüman Türklerde doğum oranı yüksek seviyede. Kasım 2002'de "Beyaz Türkler (laik-Kemalist kanat) artık ülkelerinde çoğunluk olmadıklarını gördüler. Çünkü "Kara Türkler (İslamcı kanat) iktidara gelmişti.


Middle East Forum’da, “Kürtler, Türkiye'deki bir sonraki kral mı?” başlıklı bir analiz ele alındı. Söz konusu analizde Kürtlerin siyasi süreci ve buna paralel gelişmeleri ele alınıyor. Ayrıca yazıda Kürt-Türk demografisi üzerinde durularak şu ayrıntıya dikkat çekiliyor: “Doğurganlık oranı Kürt kentlerinde fazla, Türk kentlerinde ise az. Bu durum çok ciddi bir olgu. Çünkü doğum oranları ileriki yıllardaki siyaseti belirleyebilecek bir durum. 


"Grileşen bir Türkiye ve doğum oranı yüksek Kürtler” 

Ama bugün (18 yıl sonra) "Kara Türkler" yeni "beyaz Türkler" oldu. Çünkü liderleri Erdoğan’ın "her Türk ailesinde en az üç çocuk" yapmalı çağrısını göz ardı ederek, bir zamanlar iktidarı ele geçirdikleri laik kanat ile aynı demografik problemlerle karşı karşıya kalıyorlar. Diğer yandan Kürtlerin bebek doğum oranlarının yüksek olması nüfusu etkileyeceği için karşımızda gri bir Türkiye var.

“Kürt mucizesi engeline takılan AKP” 

Türkiye'deki Kürtlerin oyları 1994’da ilk defa bir siyasi partinin kurumsal şemsiyesi altına girdi. 1995’teki parlamento seçimlerinde Kürtlerin temsilcisi Halkların Demokrasi Partisi (HADEP) 1.1 milyon oy (ulusal oyların% 4.1'i) elde etti. 1999'da oyların% 4.8'i alan HADEP, % 10 barajını geçemediği için mecliste temsil hakkı kazanamadı.

2002 yılında HADEP'in halefi Demokratik Halk Partisi (DEHAP), Erdoğan yönetimindeki Adalet ve Kalkınma Partisi'ni (AKP) %34 ile iktidara getiren seçimlerde oyların% 6,2'sini elde etti. 

2007'de Kürtler strateji değiştirdiler ve %10 barajını geçemeyen bir parti yerine bağımsız adaylarla yarışa girdiler. Bağımsız Kürtler oyların %5'ini elde ederek Türk parlamentosunda 20 sandalye kazandılar. 2011 yılında ise Kürt bağımsızlar oyların %6,6'sını alarak 35 koltuğunu kazandı.

7 Haziran 2015'te Kürtler, bu kez yeni bir siyasi parti olan Halk Demokrasi Partisi'nin (HDP) kurumsal şemsiyesi altında toplanarak oyların %13,1'ini alarak, 80 sandalyeyi kazandı. 

"Kürt mucizesi" olarak bilinen bu hamle AKP’yi 2002'de iktidara geldiğinden bu yana ilk kez meclis çoğunluğundan mahrum etti. 

2019'da yapılan belediye seçimlerindeki Kürt oyları da AKP'nin kazanımlarına engel oldu. Kürt oylarını alacan CHP adayı Ekrem İmamoğlu, AKP'nin adayı Binali Yıldırım'ı 800.000 oyla mağlup etti.

1994-2015 yılları arasında Türkiye'deki Kürt oyları %4,1'den, %13,1'e yükseldi.

“Kralı, Kürtler belirledi” 

Erdoğan 2019 yerel seçimleri öncesi, “İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır” sloganı ile meydanlarda kampanya yaptı. AKP, Türkiye'nin en büyük ve en önemli şehri İstanbul’u, çeyrek asır boyunca ilk kez kaybetti. Çünkü, İstanbul'daki milyonlarca Kürt seçmen kralı belirleyen başat faktör olmuştu. 

Erdoğan'ın 2023 seçimleri ve sonrası hakkındaki endişelerini arttıran daha fazla veri bulunuyor. 2015’in Mayıs ayında Hacettepe Üniversitesi Ankara Nüfus Etütleri Enstitüsü'nden A. Banu Ergöçmen yaptığı bir sunumda, Kürtlerin Türklere karşı demografik avantaj olduğuna vurgu yapmış, Türkiye’deki Kürt illerinde toplam doğurganlık oranının 3.41 olduğunu, ve diğer şehirlere göre daha fazla olduğuna dikkat çekmişti. 

“En fazla doğum Kürt kentlerinde” 

2018'de Türkiye'deki sağlıklı doğum sayısı 2017'ye oranla %3.6 düştü. Toplam doğurganlık oranı ise 2.07'den 1.99'a geriledi. Bu rakamlar çok endişe verici. Çünkü Türklerdeki doğurganlık oranı azalıyor. 

Türkiye Resmi istatistiklerine göre, 2018 yılında Türkiye'deki en yüksek doğurganlık oranları Urfa (4.13), Şırnak (3.6), Ağrı (3.26) ve Muş (3.23) oldu. Dört ilin tamamı ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı kentler. En düşük doğurganlık oranları ise ezici bir çoğunlukla Türkiye illerinde görüldü. Gümüşhane (1.3), Kütahya, Zonguldak ve Edirne (1.43). 


Üç Türk akademisyen Olgu Aydın, Pınar Aslantaş Başkan ve Ertuğrul Murat Özgür 2018 verilerine ilişkin şu yorumda bulunuyor: 

“Okuma yazma bilmeyen kadınların oranı ile toplam doğurganlık oranı arasında pozitif bir ilişki vardır. Başka bir deyişle, okuma yazma bilmeme oranı arttıkça, toplam doğurganlık oranında da bir artış söz konusudur. Bu özellik Türkiye'nin Kürt bölgelerinde hakimdir. Kadınlar için okuma yazma oranının çok düşük olması, bu bölgelerde cinsiyet ayrımcılığı olduğunu açıkça göstermektedir.

Doğurganlık ve eğitim düzeyi arasındaki negatif ilişki, eğitim düzeyi arttıkça toplam doğurganlık hızında bir azalma olduğunu göstermektedir. Kentsel alanlarda yaşayan kadınlar, Türkiye'deki kırsal alanlarda yaşayan kadınlardan daha eğitimlidir. Bu durum, kentsel alanlarda yaşayan kadınların doğurganlık düzeylerinde düşüşe neden olmaktadır.

Böylece eğitim seviyesi düşük kalan Kürt kadınların oranı arttıkça toplam doğurganlık oranı da artış göstermektedir.”


“Kürtler, Erdoğan için Türkiye'de bir gelecek görmüyorlar” 

HDP'nin popüler lideri Selahattin Demirtaş, Kasım 2016'dan bu yana terör suçlamalarından hapiste. Toplam 11 HDP milletvekili ve 84 belediye başkanı görevden alındı. Erdoğan, Kürtleri ‘Zeytin Dalı’ operasyonu ile tehdide devam ediyor. 

Fakat Erdoğan ileride çok zor seçimlerle karşı karşıya. 2023'te cumhurbaşkanlığı yarışını kazanmak için milliyetçi müttefiki MHP’nin önemli desteğine ihtiyacı olacak. Ama bu destek ancak Kürtlere ve Kürt siyasetine karşı katı ve sert duruşunu sürdürmesi halinde gelecek. 

Erdoğan’ın Kürtlere karşı sert ve katı duruşun bir bedeli olacak: Gittikçe daha modern, donanımlı ve iyi eğitimli hale gelen Kürt seçmenler, Erdoğan için Türkiye'de bir gelecek görmüyorlar. Böylece akıllara şu soru geliyor, “Kürtler, Türkiye'deki bir sonraki kral mı?


Çeviri | PeyamaKurd