image

PeyamaKurd - Yeni raporunda 2018 yılında yürürlüğe giren Türk tipi cumhurbaşkanlığı sistemini mercek altına alan Almanya'nın saygın düşünce kuruluşlarından Bilim ve Politika Vakfı (SWP), ülkede yargının siyasallaştığını, kurumların felce uğratıldığını, ekonomik sıkıntılarla beraber otoriter pratiklerin hüküm sürmeye başladığını belirtti.

42 sayfalık raporda, yasama, yürütme ve yargı alanında yaşanan son gelişmeler değerlendirilirken, Türkiye'de demokrasi ve temel haklar alanında gerilemelere dikkat çekiliyor.

DW Türkçe’de yer alan haberde, yürütmenin, meclisin bütçe gibi konularda kalan yetkilerine bile müdahale ettiğine işaret ediliyor.

Yasamanın zayıfladığı, muhalefet milletvekilleri üzerinde de baskıların arttığı vurgulandığı raporda, Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılıp kriminalize edildiklerine işaret edilerek, “Anayasa açıkça ihlal edilerek, mecliste yapılmış konuşmalar bile, kanunların esnek bir şekilde yorumlandığı, gerçeklerin çarpıtıldığı, ceza kovuşturmalarına yol açabiliyor” denildi.

“Yargı mensuplarının bağımsız karar almaktan korkar hale geldiklerine” dikkat çekilen çalışmada, Türkiye'deki yeni sistemle bürokrasinin de "büyük ölçüde felce uğradığı" kaydediliyor.

“Erdoğan'ın manevra alanı daraldı”

Yeni hükümet sistemi ile birlikte Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kurumlar üzerinde “neredeyse sınırsız ve denetimsiz” bir güce sahip olduğu, buna rağmen, hem de sürpriz bir şekilde "cumhurbaşkanının siyasi manevra alanının parlamenter sistemde olduğundan daha da dar hale geldiği" gözlemi aktarılıyor.

“Yeni sistem, ulaşılacağı söylenen hedeflerin gerçekleştirilmesinde başarısız oldu" değerlendirmesine yer verilen raporda, gelinen noktada bugün Erdoğan'ın "iktidarı muhafaza etme mücadelesi yürüttüğü” belirtiliyor.

“Ne ekonomik görünüm ne de sosyal öngörüler umut vaat ediyor” görüşüne yer verilen araştırmada, “Toplumun seküler kesimlerine uygulanan olağanüstü baskıya rağmen, ülke nüfusunun tamamını dindar Müslüman bir millete dönüştürme girişimi de başarısız oldu” görüşü aktarılıyor.

Araştırmaya göre son dönemde AKP'ye seçmen desteği azalırken, Erdoğan'ın iktidarda kalabilmek için MHP'ye olan bağımlılığı daha da artıyor. Erdoğan'ın ayrıca İslamcı kesimdeki destekçilerini de kaybetmekte olduğuna işaret ediliyor.

“Ülke genelindeki işsizliğe karşın kamuda işe alımlar arttı”

Ayrıca raporda ülke genelinde işsizliğin artmasına karşın, kamuda işe alımların arttığına, Haziran 2020 itibarıyla kamuda çalışan sayısının neredeyse beş milyona yaklaştığına dikkat çekiliyor.

Kamu bürokrasisindeki bir diğer önemli sorun şu ifadelerle aktarılıyor:

"Yeni atama kararları, büyük ölçüde nitelik ve liyakat esas alınarak değil, bir dini cemaate ya da siyasi partiye üyelik, Erdoğan ve ailesine yakınlık gibi, yerine getirilecek görev ile ilgisi olmayan, dışsal etkenler dikkate alınarak alınıyor.”

AKP'nin, iktidarının ilk yıllarında özellikle polis, yargı, istihbarat ve orduda Gülen destekçilerine yolu açtığına, darbe girişimi sonrasında ise bu kesimin tasfiyesine yöneldiğine işaret edilen raporda, son dönemde ise bu görevlere "aşırı muhafazakar dini tarikat mensupları" ya da MHP'ye yakın isimlerin getirildiğine dikkat çekildi.

Kurallara riayet etmek ve tarafsız kalmaktan uzak bu yeni kadroların vasıflarının da yetersiz olduğu ifade edilen raporda, kamu bürokrasisinin giderek politize hale gelmesiyle, kamu görevlisi olmak ile parti üyesi olmak arasındaki sınırların da neredeyse ortadan kalktığı kaydediliyor.

Devlet kurumlarının zayıflaması ve felce uğraması konusunda, Merkez Bankası, Türkiye İstatistik Kurumu, Türkiye Varlık Fonu'ndan örnekler aktarılırken, Cumhurbaşkanı ile ailesinin bunlar üzerinde devasa nüfuz sahibi olduğu belirtildi, buralarda "ahbap-çavuş ilişkilerinin" hüküm sürdüğü kaydedildi.

“MİT'in artan ve değişen rolü”

Türkiye'de yeni sistemle birlikte yürütme gücünün tek bir kişi, yani cumhurbaşkanında toplandığına, kurumlar üzerindeki kontrolünün de "muazzam" olduğuna vurgu yapılan araştırmada, ayrıca Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) son yıllarda edindiği operasyonel yetkiler ve dokunulmazlık zırhı ile ağırlığının arttığına işaret ediliyor.

Raporda, "Günümüzde MİT'in oynadığı merkezi rol, terörle mücadele ve bürokrasinin gözetlenmesi ile sınırlı değil. Anlaşılan o ki  Erdoğan, MİT'i aynı zamanda, kendi partisini kontrol altında tutmak için de kullanıyor" görüşü dikkat çekiyor.

Öte yandan Araştırmaya göre son dönemde AKP'ye seçmen desteği azalırken, Erdoğan'ın iktidarda kalabilmek için MHP'ye olan bağımlılığı daha da artıyor. Erdoğan'ın ayrıca İslamcı kesimdeki destekçilerini de kaybetmekte olduğuna işaret ediliyor.