image

PeyamaKurd - Kürdistan Ulusal Konsey Üyesi (KNK) Numan Ogur, NETEW TV’de Zeynep Cager’in sorularını yanıtladı. 

KNK’nin amaç ve çalışmalarına değinen Numan Ogur, sorulara verdiği yanıtlarda, “Esas amacımız Kürt halkları arasındaki bölünmüşlüğü ortadan kaldırmaktır. Toplantılarımızda somut hedeflerimiz var. Kürdistan’ın milli çıkarları ve Kürt halkının milli menfaatleri her şeyin üstündedir” ifadelerini kullandı. 

Öncelikle bize KNK’den yani Kürdistan Ulusal Konseyi’nden bahsedebilir misiniz? 

KNK, Kürdistan Ulusal Kongre’nin kısaltılmış ismidir. KNK bundan tam 20 yıl önce kuruldu. Kürdistan Ulusal Kongresi birçok siyasi partiden sonra ortaya çıkan bir oluşum. Bizim amacımız ulusal birliği biraz daha pekiştirmek, ulusal birliği kurmaktır aslında. KNK, partiler üstü bir kurum da değildir, bir siyasi kurum olarak da değerlendirmiyoruz. Biz aslında bütün siyasi partilere eşit mesafedeyiz. Manifestomuz da bu temeldedir. Bizim Hewler’de Rojava’da ofislerimiz var, merkezimiz Brüksel’de bulunuyor. Kürdistan’ın bütün siyasi partileri ile ilişkilerimiz var. Esas amacımız Kürt halkları arasındaki bölünmüşlüğü ortadan kaldırmaktır ve KNK bu konuda mesafeler kaydetmiştir.  

KNK ve bileşenleri ulusal taleplerimiz yok diyorlar. Ulusal talepleri olmayanların ulusal bir kongreyi yapma gibi bir açılımı olabilir mi? 

Bizim çatımız altında 70’ten fazla parti ve oluşum bulunuyor. Bunların içerisinde İslami, sosyalist, Kürdistani Komistler, milliyetçiler, idealistler, değişik partiler ve örgütler var. Bazılarının böyle görüşleri olabilir ama bizim hedefimiz ulusal bir amaçtır. Kürt ulusunun ulusal bilince ulaştırmaktır. Biz ulusalcılığı istemiyoruz gibi terimler soyut ve anlamsızdır. Bunu biz de anlamış değiliz. Bazı bileşenleri programı ve amaçları onları bağlar, bizim amacımız ise farklıdır. Her parti kendi programında bağımsız olarak çalışabilir, Fakat Kürdistan Kongresi ise herkese özel bir yaklaşımda bulunmaz. Bizim plan ve programımız çok somut ve bellidir.  

Sizler KNK içerisinde en çok ulusalcılığı savunanlardansınız, fakat içinizde bunu savunmayanlar da var. Bunlar ile bir çatışma yaşıyor musunuz? 

Bunu içerimizde istemeyenler yok ve bizler 6 ayda bir toplanıyoruz. Toplantılarımızda somut hedeflerimiz var. Kürdistan’ın milli çıkarları ve Kürt halkının milli menfaatleri her şeyin üstündedir. Burada birey ve özgün partiler, kongre üstü değildir. Farklı bir görüşü olabilir ama bu programı savunmak zorundadır. Kürdistan’da, Rojava’da, Avrupa ve Dünya genelinde de bu program vardır. Güney Kürdistan’da ise oradaki partiler bize katılım sağlıyor. Başkan Mesud Barzani’nin kongreye ilişkin olumlu açıklamaları vardı. Kürdistan, Rojava ve diğer Kürdistani bölgeler konusunda olumlu açıklamaları vardır ve kendisini bu konuda tebrik ettik. KDP’den katılım olmasa da kendilerinden Güney Kürdistan’dan mektuplar, mesajlar aldık. Başkan Barzani, birçok kez kongremize tebrik mektuplarını ve mesajlarını bize gönderiyordu ve dönem dönem de bazı temsilcileri de kongremize katılmıştı. 

Rojava’daki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz, bazı bürolar tekrar açıldı, ulusalcılık anlamında orada nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz? 

Bizler sürekli arabuluculuk konusunda girişimlerde bulunuyoruz. Bizler KNK olarak bütün Kürdistan ve Kürdistani partileri ile eşit mesafedeyiz. Bizim bu konuda bir sorunumuz yok. Fakat Rojava’daki partileri bazı hususlarda anlaşamadıkları konular vardı. Bunlardan birincisi ENKS’nin Türkiye ile olan ilişkileri, Rojava’ya olan işgal müdahalelerini biliyoruz. Oysa Türkler Efrin’e, Gire Spi’ye, Serekaniye’ye saldırdılar ve hatta Rusya-ABD izin verseydi Kamışlo bölgeleri de tehlike altındaydı. Bir bütün olarak Rojava’nın işgal planları vardı. Bizler değil ama oradaki siyasi partiler, ENKS’nin bu tutumunu yanlış buldular. Umarız ENKS, bu yanlışlardan ders çıkarır.  

ENKS’nin olduğu gibi PKK’nin de Türkiye ile ilişkileri var, bir tarafı eleştirip bir tarafı eleştirmemek olur mu? 

Biz herhangi bir partinin Türkiye ile neden ilişkisi vardır diye suçlamıyoruz. ENKS’nin Türkiye ile olan ilişkileri işgali destekliyoruz dediği açıklamalardır. PKK’nin, Öcalan’ın yakalanması sonrası Türkiye ile olan ilişkilerini kamuoyu biliyor ve bunlar gizli saklı şeyler değil ve bizler barış sürecini de destekledik. Ama en başta Kürdistani hedefler önemlidir, Kürdistan çıkarları önceliklidir. 

Türkiye, Kürtleri muhatap almıyor diyorsunuz ama her seçimde Kürtlerin kapısına geliyor. Ama Kürtler hükümetlere herhangi bir talepte bulunmuyorlar. Kürtler istenmiyorsa neden kapısına gidiliyor veya kapısına gidiyorlarsa neden bir şey istenmiyor? 

Türkiye’deki partiler ulusalcı ve milliyetçi partilerdir. Sorun Kürt olduğunda onlara bağımsızlığı tanımayan Kürt lazımdır. Yeri geldiğinde Kürt kardeşim der ama aynı zamanda Türküm der. Ama bağımsız Kürt kimliğini kabul etmezler, bunu CHP de kabul etmez. Kürtler bilmelidir ki MHP, CHP ve AKP’nin birbirinden farkı yok. Bunlar Kürdistan varlığını kabul etmiyorlar. ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ diyen bir zihniyet var karşımızda. HDP’nin seçimlerde CHP ile yaptığı ittifak daha somut hedefler temelinde olmalıdır ve Kürdistan halkı için çözümler istiyoruz demeliler...