image

PeyamaKurd -  Netew Tv gündem özel programında Zeynep Cağer’in sorularını yanıtlayan Araştırmacı yazar ve Kudüs Tv Genel Yayın Yönetmeni Nureddin Şirin Kürtlerin Orta Doğu’daki rolüne ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, “Ben bu coğrafyada oluşacak Kürdistan'ın vatandaşı, savunucusu ve fedaisi olmaktan  iftihar ederim” dedi. 

Kürt sorununa nasıl bakıyorsunuz?

Kürt halkının geçmişte yaşadığı temel sorunlar asabiyet üzerine olmuştur. İkinci aşamada yaşadığı temel sorunlar batı emperyalizmin bölgesel ortaya çıkardığı özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bu Sykes-Picot Anlaşması ile İslam dünyasının ulus devletlere bölünmesiyle Kürt halkı 4 ayrı parçada bırakılmış, ulus devletler arasında parçalanmıştır.

4 ayrı ulus devlet arasında kalan Kürtler, bu devletlerin uyguladığı ırkçı politikaları ile yüz yüze kalmıştır. Bu dört ulus devletin kendi ırkçı ve faşizan uygulamaları ile Kürtler bulundukları coğrafyalarda mazlum olarak kalmışlardır. Zulme maruz kalmışlardır, horlanmışlardır,  hakları ellerinden alınmıştır. Var olan yaşama hakları bile yok edilmiştir. Bunu özellikle Saddam döneminde Kürtlere ne gibi katliamlar yapıldığını Enfal Operasyonlarından çok iyi biliyoruz.

Türkiye’de ise Şex Said dönemi katliamı, Zilan katliamları, Koçgiri katliamları, Dersim katliamları bütün bunlar kemalist rejimin soykırım düzleminde olan katliamlardır. Asıl eğer Türkiye’de adalet gerçekleşecekse. Bu soykırımların failleri ve sorumluları yargılanmalı ve sorgulanmalı. Böyle oldu mu adaletten söz edebiliriz.

Ben burada iki noktayı tekrar söylüyorum, Irak ve Suriye’de Arap milliyetçiliği ve Baas politikaları vardır.  İran’da da Fars milliyetçiliği ve Şahlık rejimin politikları vardır. Türkiye’de de Türk milliyetçiliği ve Ne mutlu Türküm diyene politikaları vardır. 4 bölgede olan bütün bu milliyetçilik ve inkarın ve imhanın merkezinde Kürtler olmuştur. 

Geçmiş dönemde yaşadığı mazlumiyetler ayrı bir şeydir ama son yüzyıldaki Kürtlerin mazlumiyetleri bunlar nedeniyledir diye düşünüyorum.

Kürdistan Bölgesi’nde yapılan bağımsızlık referandumu ve Türkiye’nin buna karşı gösterdiği sert tutumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Siz yaklaşımınız nasıldı?

Kürt halkının yanında timsah gözyaşları döken, kan kusturup çanak tutan dostları var. Bugün Kürt halkı özellikle Avrupa’da başta İngiltere, Fransa ve Almanya olmak üzere bunlar Kürt halkının en azılı düşmanlarıdırlar. 8 yıllık Irak savaşında Saddam rejimini destekleyen ve Halepçeye kimyasal silahların atılması için Saddam’a kimyasal atılmasını sağlayan Almanya’dır. 

Eğer burada Türkiye Cumhuriyeti tarihine bakacak olursak Osmanlı’dan beri bir Kürt sorunu var ama Kürt sorununu çok azdıran, kanatan ve en ağır bir boyuta çeviren Kemalist rejimdir. 

Kemalist rejimin 75 yıllık uygulamaları içerisinde, hiçbir dönem buna “Atatürk, Celal Bayar ve Ecevit, Demirel, vb...” Kürt halkının hakları hiçbir adım atılmamıştır. Kürtlerin bir sözcüğüne tahammül edememişlerdir. Kürt halkı Kemalist rejimin patronları ile hesaplaşmalıdırlar. AKP döneminde Kürtlerin elde ettiği haklar 80 yıllık dönemde elde edilmemiştir. Bunu Erdoğan iyi şeyler yaptı diye demiyorum. Ben ne AKP’li ne Erdoğancıyım. Erdoğan iyi şeyler yaptıya da bağlamıyorum. Bunun bölgesel ve Küresel gelişmeler ile oluşan yanlarıda vardır. 

“Kürtler kendisine bomba yağdıran güçler ile işbirliği yapıyor” dediniz. Dünyada bahsetiğiniz egemen güçler dışında hareket edebilen güçler var mı?

 Türkiye’de Osmanlının yıkılmasından sonra  Orta Doğu’da bölgesel bir statü oluştu. İşbirlikçi rejimler doğdu. Halklarına düşman rejimler doğdu. Bunlar hepsi emperyalizmin bölgemize yerleştirdiği unsurlardır. Dolayısıyla bu sadece Kürtlerin meselesi değil. Tüm Orta Doğu halklarına yapılan bir şeydir. 

Burada yanlış anlaşılmasın, burada Kürt halkı kendisini katlettirenlere, destek verenlere, itiraz etmiyor demiyorum, ben diyorum ki kir ben Türkiyeli, siz Kürdistanlı olarak el ele verelim emperyalizmin karşısında insanlık dışı politikaları karşısından halkların onur üzerinden bir direniş ortaya koyalım. Bu deli gömleğini bölgemizde Kürdün,Türkün, Arabın başına geçiren emperyalizmin ayağını kıralım.   

Geçenlerde bir videoda gördüm Suriye’nin Kuzeyi’nde Amerikan askerleri ile PYD’liler beraber halay çekiyor. Şimdi bende diyorum ki; ey kardeşim senin baas Arap rejiminin tektipleştirme politikalarına karşı insanca verdiğin mücadelede ben senin yanında asker olmaya ve savaşmaya hazırım.

Ama sen emperyalizmin halaya tutuştuktan sonra, biji biji Kurdistan dedikten sonra  o senin değil ABD’nin sözü oluyor.

Ben bu coğrafyada oluşacak Kürdistan'ın vatandaşı, savunucusu ve fedaisi olmaktan  iftihar ederim. Emperyalizmden arındırılmış bir Kürdistan’dan bahsediyorum. Ama Emperyalizmin bayrağı altında “biji  Kürdistan” diyorsan ben sana derim. Sen hangi Kürdistan’a yaşasın diyorsun. 

Emperyalist dediğiniz devletler, bütün dünya devletleri ile irtibat halindeler. Bu durum onlar için sorun olmuyor ama Kürtler, ABD ile çalıştığında ‘Emperyalist güçlerin egemenliğin altına girmiş oluyorlar’ neden sürekli bu görüş revaçta?

Sizin dediğinize aynen katılıyorum. Birisi  emperyalist rejiminin bayrağı altında “Yaşasın Kürdistan” deyince yanlış olur aynı emperyalist rejimin bayrağı altında da biri “Yaşasın Türkiye” “Yaşasın Irak”  “Yaşasın Suriye”  derse onların topuna, yönetimine, rejimine, siyasetine lanet olsun. Bu toprakların egemenleri hiçbir zaman biz ve hükümetler olmamıştır. Bu toprakların egemenleri küresel patronlar olmuştur. Küresel güçlere karşı sadece Kürtlerin özgürlük mücadelesi demiyorum Türkiye halklarının özgürlük mücadelesini  vermek gerekiyor. 

Şu konuda haklısınız. Şöyle diyebilirsiniz, Siz de Türkler olarak eziyet gördünüz, ama siz güzel ana diliniz ile konuşuyorsunuz, ben bir şiir okumaya şarkı söylemeye kalksam kafama dipçik yiyorum, bende diyorum ki sana o dipçiği vuranın Allah belasını versin. Ben zaten onların atasına bunu söylemişim.