image

Son günlerde Dr. Nureddin Zaza ile ilgili haberler Kürtlerin gündemini doldurmakla beraber sosyal medyada da dikkat çeken olumlu paylaşımlara rastladım. Bu haber ve paylaşımları görünce, Kürtlerin artık eski Kürtler olmadığını bir kez daha fark ettim. Kürtler artık çekinmeden, eğilip bükülmeden milli değerlerine sahip çıkabiliyorlar. 

Yeni Kürt jenerasyonuna garip gelebilir, ama eskiden Dr. Nureddin Zaza gibilerini anmak kimin haddine idi? 

Gerçi eskiden, “Feodal” oldukları için anamadığımız; Seyit, Şeyh, Qazi ve Molla Mustafalarımızı, son yıllarda anmayı ögrendik. Ama geride kalan Dr. Nureddin Zaza, İhsan Nuri Paşa, Dr. Fuat, 50 küsür yıl vefatının ardından Afrin’de mezarına saldırılan Nuri Dersimi ve daha nice Kürt kahramanlarını tanımıyoruz bile, sadece isimlerini duymuşuz. 

Zelzele-î asimilasyondan geçenlerin o meşhur “Babam Kürt’tü” ifadeleri var ya, işte böyle…

70’li yıllar hakkında bilgi sahibi olmayan yeni jenerasyonun bu konuda aydınlatılması gerek diye düşünüyorum.

Sömürgeci devletler, özellikle Türkiye, Kürdistan özgürlük mücadelesine damgasını vuran Kürt liderleri hep İngiliz ajanları’, ‘Emperyalizmin işbirlikçileri’, ‘Gerici’, ‘Feodal’ ve hala malum çevre tarafından kullanılan ‘ilkel Milliyetçi’ sıfatlarıyla itibarsızlaştırmayı hedefledi. 

Kürt Solu da bu nakaratları sürekli tekrarlayarak, Kürdistan Özgürlük mücadelesine yön veren liderlerin tarihten silinmesine, bilerek veya bilmeyerek katkıda bulundu. Onlara göre, Kürtlük mücadelesi kurdukları partilerle başlamış…

Dolayısıyla, 70’li yıllardan sonra şekillenen ve yukarıda sözünü ettiğim mantık ile hareket eden Kürt solu, Dr. Nureddin Zaza ve onun gibi Kürt değerlerine sahip çıkmaya veya anmaya icazet vermiyordu. Çünkü onları anmak, sosyalist ve ilerici olmanın prensiplerine uymuyordu. Çünkü onlar, komünist olmayan ‘Burjuva Milliyetçileri’ idi. 

İyi hatırlıyorum;

1978’de vefat eden Bedirxanilerin son prensi Kamuran Bedirhan için, Diyarbakır lisesinde anma töreni düzenlediğimizde, Kürt solunun sert tepkileriyle karşılaşmıştık. Yasaklamak istediler, ama başaramadılar.

Biz, KDP-KUK destekçileri olarak Kamuran Bedirhan’ı andık. Kürt solu da, “Burjuva Milliyetçileri, Burjuva Milliyetçilerini andıifadeleriyle “ilerici” olmanın zevkini tadıyordu. 

İşte biz bu olumsuz dönemi atlattık.  

Özellikle, Güney ve Güneybatı Kürdistan’daki gelişmeler, bize Kürt olmanın ne demek olduğunu, karşıtlarımızın da kim olduklarını bütün çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

Yıllarca tapınak ilan ettiğimiz Moskova’nın kirli suratını tanıdık. Lenin, Stalin ve Mao’yu daha iyi tanıdık.

Kürt kahramanlarını, ‘Burjuva Milliyetçisi’ ve ‘Feodal’ olarak suçlamakla ‘ilerici’ olunamayacağını kavradık. Bütün bunlar, daha sağlıklı düşünmemize vesile oldu. 

Güney Kürdistan’ı, Mustafa Barzani ve yoldaşlarının yıllarca süren o muazzam mücadele sayesinde bugünkü statüyü elde etti.

Bu statü elde edilirken, Dr. Nureddin Zaza gibi kahramanların mücadelesi unutulmadı. Kürdistan Parlamentosunun hemen yanı başında bulunan bir Caddeye, Dr. Nureddin Zaza’yı yad etme adına “Zaza Caddesi” ismi verildi. 

Çünkü Dr. Nureddin Zaza’nın, Mustafa Barzani önderliğinde gelişen mücadelede özel bir yeri vardı. 

Mustafa Barzani, 1943 yılında Bağdat ve Bağdat’ı koruyan İngilizlere karşı mücadele ettiği zaman, Dr. Nureddin Zaza ihtilale katılmak için yola çıkmıştı. Musul’da yakalanan Zaza tutuklanır. Bir süre Musul hapishanesinde kalan Zaza, Bağdat hapishanesine nakledilir. Daha sonra Ürdün’e teslim edilir. Ürdün’de de hapis yatan Zaza, buradan Beyrut’a gönderilir. Akabinde Suriye’ye teslim edilir…

Dr. Nureddin Zaza’nın orijinali Fransızca olan, Türkçe ve Arapçaya çevrilen hatıratlarının okunması gerek.    

Şeyh Said ihtilalinin yenilgiyi uğramasının ardından, daha 9 yaşlarında iken ağabeyi Dr. Ahmed Nafiz ile birlikte Suriye Kürdistan’ına yerleşmişti. Kürtlüğün ne anlama geldiğini çocuk yaşlarında kavrayan Zaza, Kürtlük felsefesiyle büyür ve bunu yaşamının son nefesine kadar sürdürdü.

1957’de, Güneybatı Kürdistan’ında ilk Kürt partisi olan, Suriye Kürdistan Demokrat Partisinin kurulmasında aktif rol alan ve partinin ilk Genel sekreteri olan Zaza, aynı zamanda kuzey Kürdistan’ın ilk partisi olan, 1965 yılında kurulan Türkiye Kürdistan Demokrat Parti'sinin kuruluşuna da yardımcı olmuştur. Kısa bir süre önce vefat eden TKDP kurucularından Derwêşê Sado, parti kuruluş aşamasında Zaza ile olan irtibatlarını bana anlatmıştı.

1970 sonrası İsviçre’ye yerleşen Dr. Nureddin Zaza, rahmetli Kamuran Bedirhan, İsmet Şerif Vanlı ve Hemreş Reşo ile birlikte diasporadan siyasi çalışmalarını sürdürür. Bu liderlerimiz, Kürt diasporasının oluşum temellerini de atmışlardı aynı zamanda. 

Örneğin, Kürt diasporası ve diplomatik çalışmalarında önemli katkıları olan sayın Kendal Nezan’ın, Kamuran Bedirhan’ın yetiştirdiği bir 'talebesi' olduğu gerçeği bilinmelidir. 

Dr. Nureddin Zaza, hayatının son yıllarında, 1979 yılında gizliden doğduğu Maden’e gelir. Ancak gelişini duyan MİT, dönemin başbakanı Süleyman Demirel’i bilgilendirir. Demirel, Zaza’nın hemen Türkiye’yi terk etmesini buyurur. Bunun üzerine Zaza İsviçre’ye döner.  

1988’de hayata gözlerini yuman Dr. Nureddin Zaza, her zaman Kürt milletinin kalbinde yaşayacak. O bunu hak eden büyük bir Aydın, siyasetçi ve mücadele kahramanıydı. 

Bugün Güneybatı Kürdistan’ındaki gelişmelerde, Dr. Nureddin Zaza ve onun gibi kahramanların verdiği mücadelenin payı çoktur ve bugün onların hayalleri gerçekleşmiştir.

Çünkü ister PYNK’de ister ENKS’de olsun, Dr. Nureddin Zaza’nın geride bıraktığı nesil önderlik ediyor. 


Rojhat Amedî 

12.10.2020