image

Son emperyalist kuşatmanın bedelini Kürtlere ödettirmek isteyen akılsızlık, Sykes/Picot  yapay devletlerinin toprak bütünlüğü Kürtlerin parçalanmışlığı üzerine oluşur.

İnsanlık tarihinin hafızası, son kelamın daim muhafızları Kürtler, “Selahaddin-İ Eyyubi’den, fedakâr lider Mesud Barzani’ye kalan emanettir.”  Yönetmek ve sömürmek için değil, yok etmek ve tarih sahnesinden silmek için, Havva ile Adem’in ilk buluştuğu,  birbirlerini ilk gördükleri, ilk dokunuşun, ilk kucaklaşmanın, ilk diyaloğun, ilk sözün nakşedildiği, Kabil'in Kardeş Habil’i öldürdüğü, Havva'nın acı İle ilk kez tanıştığı, göz yaşlarını ilk kez akıttığı, aşk, sevgi ve mutluluğun yanına acıyı da koyduğu, göz yaşlarının kutsal cennet nehirlerine karıştığı, insanın, insanı ilk kez gömdüğü, kahır ve kederi ilk kez tanıdığı, kederin yaşamda kadere dönüştüğü,  kaderin lanetlenmiş gizemli sırlara, sonrasında dağlara, taşlara, ölü bedenlere nakşedildiği,  eski zaman hikayelerine gizlenmiş, tılsımlı işaretlerin,  yaşamı amansızca sürüklediği kadim toprakları parçalayıp bölüştüler.

“İnsanlığın hafızasını silmek istediler”

Evren'in yaşama dair var olan tüm kural ve kanunlarını görmezlikten gelerek, insanlığın hafızasını silmek istediler.

Kürtler ile beraber kavimlerin, kültürlerin, medeniyetlerin, dillerin son serüvenini, başladığı ilk öyküyü, yaşam ormanın Köklerini yok etmek istediler.

Uçsuz bucaksız steplerden esen rüzgârın, Toprağa ilk tohumu taşıdığını anlatan, tılsımlı İşaretler ülkesinin tililisini, ilk karşılaşma, ilk yüzleşme, ilk utanış, ilk bağlılık, ilk aşk ve ilk fedakarlığın ilk ihanete henüz dönüşmediği, yaratılanların en güzel ve en kıymetlisinin, tılsımlı işaretlerin ortasında henüz kaybolmadığı,  sözün, yazının, renklerin, ıslıkların, müziğin, ritmin, seslerin, melodinin, ağıtın ilk kez ortaya çıktığı, Ziggurat ve Agirdan muhafızlarının, yasa koyucu olmadığı sonsuzluğun toprakların da, Nuh (as) ile  başlayan son yaşam serüvenini, değiştirmek, Ahmakça bir metotla kendilerine uyarlamak istediler...

Kendilerinden önceki günahkârların kanla, katliamla, idamla, baskı, şiddet ve gaddarlıkla başlattıkları jenosidin paradigmasını uyduruk kanunlar çerçevesinde çılgınca devam ettirdiler.

“Kürtleri yok etmek istediler”

Şimdiye kadar; Ne Büyük İskender’in tarih yazıcılarının, ne Moğol rivayetçilerinin, Ne Hun hikâyecilerinin, ne çamur tabletler, ne papirüsler, ne parşömenler, ne taş yazıtlar, ne bakır levhalar, ne de vakanüvislerin yazmadıkları yazıldı bu dehşetli zamanlarda...

Son yüzyılda barbarlaşan insanlığın, birleşerek kendi hafızasına ‘Kürtlere’ saldırılarının, kendi hafızası “Kürtlere” vahşice yaşattıklarının, mağduru, şahidi, tanığı olduk birer birer. Evet, Kürtleri yok etmek istediler.

Kürtler ile beraber kendilerinin de yok olacağını bilmeden,birleşerek yok etmek istediler.

Kürtlerin en güzel oğullarını, en güzel kızlarını kanlı asabiyet tapınaklarında, iğrenç kötülüklerine adadılar.

Kürtlere Yaşatılan acı ızdırap ve çığlıkları, Kör bir inat, Ahmakça bir hırs,  sonu gelmez bir korku,  ölümcül bir kıskançlık, küstahça bir cahillik, kibirle donatılmış bencillik, Aptallık ile karışmış özgüven,

Sonu gelmez doyumsuzluk arzusuyla bugün de amansızca sürdürüyorlar.

“Kirli ellerinizi üzerimizden çekin istiyoruz”

Dar kavmiyetçi ırkçılığın, yalnızlaştıran muktedirliğinin paranoyasına kapılmış vahşilere, tetikçilere, cellâtlara, katillere dönüştüler. Kendilerinin de, Sykes/Picot dezenformasyon programının, ölüm laboratuarında kalan son canlı denekler olduklarını da unutarak dönüştüler. Yitirdiğimiz en kıymetlilerimizin emanetlerine sarılarak, tekliğin Allaha mahsusiyetine sığınıyoruz. Zamanın başlangıcına dönmeye çalışıyoruz.

Kirli ellerinizi üzerimizden çekmenizi istiyoruz. Lanetli günahları işlemeye devam ettiğiniz,  gözyaşları ile ıslanan kanlı tapınaklarınızın soğuk duvarlarının bir gün yıkılacağını da bilmenizi istiyoruz.

Enfal şehitlerine Yüce Allah’tan rahmet diliyoruz...

 

Veysel Göker

06.08.2018