image

PeyamaKurd - Türkiye’nin Rojava’ya düzenlediği operasyon birçok kesimi harekete geçirdi. Gerek uluslararası kuruluşlar, bölge siyasetinde söz sahibi olan ülkeler… En önemlisi ise Kürtlerin birlik adına adım atarak sinyal vermesi.

Türklerin, Kürtlere yönelik saldırısı sonucu birçok Kürt Rojava’dan göç etmek zorunda kaldı. Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) raporuna göre 9 Ekim’de başlayan Türk saldırıları sonucu sadece 1 haftada 300 bin göç etmişti. Ayrıca yasaklı silahların kullanıldığı tespit edilmiş ve bunun uluslararası suç sayılması için yetkililer çağrı yapmıştı.

‘Birlik adına tüm kesimlere seslendi’

Tüm bunlar yaşanırken en dikkat çekici çağrı ise Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Komutanı General Mazlum Kobanê’den gelmişti. Kobanê yaptığı çağrıda Rojava’daki Kürt fraksiyonlarına seslenerek, Kürdistani güçlerden Rojava’ya destek olunması gerektiğini ifade etmişti. Kobanê ayrıca Rojava’nın korunmasının ulusal bir görev olduğunu söylemişti.

 ‘General Kobanê’nin çağrılarına yanıtlar gecikmedi’

Hatırlanacağı üzere Mazlum Kobanê’nin çağrısına ilk yanıt ise Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) kanadından gelmişti.  ENKS çağrıyı olumlu karşıladıklarını ve Rojava’da Kürt arası birliğe hazır olduklarını açıklamıştı. ENKS kanadı daha sonra söz konusu çağrının ciddiyetini görmek istedikleri yönünde başka bir açıklamada bulunmuştu.

‘Bu aşamada anlaşmazlıklar bir kenara bırakılmalı‘

Mazlum Kobanê tüm kesimlere seslenmiş ve Kürtlerin birliği için tarafların adım atmasını şu sözler ile dile getirmişti: “Rojava’daki siyasi hareketlerimiz hiçbir zaman birlik olmadılar. Ama bu kalıcı olmamalı. Ayrılıklar elbette olacak ama Rojava’nın savunması ulusal bir meseledir ve tüm parti ve hareketler birlik olmalı.”

Açıklamalar ve karşılıklı çağrılar bu şekilde iken; DSG ve ENKS arasında bir görüşme gerçekleşti. Görüşmede Rojava’daki siyasi taraflar arasında birlik kurulmasının ele alındığı” ifade edildi.

Bilindiği üzere DSG komutanı, açık bir şekilde her tarafa seslenmiş ve hep beraber oturup neler yapabiliriz çağrısını açıkça dile getirmişti. Bu noktada Rojava’daki fraksiyonlar ve özellikle ENKS, DSG’nin çağrısına pratik anlamda yanıt vermeli, bu noktada hareket etmelidir. Görüşme sadece ‘Olumlu geçti ve genel sorunlar üzerine konuşuldu’ sözleri üzerine kazılı bir ahit olarak kalmamalıdır. Bir nevi Kürtleri Avrupa’da temsil eden ENKS, Cenevre’de DSG/PYD kanadının da taleplerini iletmelidir.

Hatırlanacağı üzere Kobanê partiler arası görüş ayrılığına da gönderme yapmış ve PYD ve TEV-DEM arasında da zaman zaman krizlerin olduğunu fakat bu tip durumlarda söz konusu anlaşmazlıkların bir tarafa bırakılarak hareket edilmesi gerektiğine vurgu yapmıştı.

ENKS kanadı görüşme öncesi çağrının daha ciddi bir şekilde olması gerektiğini belirtmiş ve buna göre hareket edeceklerini kaydetmişti. Fakat ENKS, DSG ile görüşmüş ‘General Mazlum’un PYD üzerindeki etkisini kullanabileceğini belirtmişti.

Bu noktada ENKS kanadına sorulacak birkaç soru açığa çıkmaktadır:

  • Ciddi bir çağrı ile neyi kastediyorsunuz? Siz neden şu ana kadar Rojava’da sorumluluğunuzu yerine getiremediniz? Yalnız PYD mi size engel oldu?
  • Cenevre’de ne konuştunuz ve Rojava’nın gerilimli atmosferinde DSG/PYD’ye ilişkin hangi önerileri sundunuz? Nenen Cenevre’de aynı zamanda PYD’nin de temsilcileri gibi davranmadınız?
  • ‘Gelinen son aşamada ENKS olarak birlikten bahsedip Mazlum Kobane ile görüşmede neden PYD ile toplantı şeklinde görüşelim demediniz ve bu talepleri Mazlum Kobane aracılığı ile iletmek istediniz?’
  • Kürt ittifakına sıcak bakmayan PYD saflarındaki bazı kişiler zaten bilinmekte. Peki ENKS saflarında da ortalığı bulandıran kimse yok mu?

Liste uzayabilir ama bütün Kürtler ve tüm dünya Kürtlerin bir an önce birlikte hareket etmelerini bekliyor. “Biz birlikte varız, ama…” gibisinden yaklaşımlardan kesinlikle uzak durulması gerekiyor.

Birlik çağrısı ve görüşmeleri demek, bireysel iletiler ile değil kolektif bir bütünün görüşmeleri sonra sonuç veren eylemlerdir. Yani, şunu şuna iletin ile değil, gelin hep beraber bu aşamada toplantı yapalım, görüşelim şeklinde çağrı yapılması ile mümkündür.

‘Bu noktada Kürtler kendilerini eleştirmelidir’

Birlik çağrısında Kürt parti ve fraksiyonları bizim direktiflerimiz uygulanmalı düşüncesi ile hareket etmekte fakat hiçbir kesim de yan yana gelmemektedir. Bu durumda da Kürtler, bölgedeki ülkelerin kendilerine yönelik politikasını değil, bizzat kendilerini eleştirmelidir.

Gelinen son aşamada Kürtlerin, yalnızlaşması sadece bölge siyasetini dizayn eden ülkelerin suçu değil, nüfusu 40 milyona yakın Kürt milletinin ta kendisidir. Maalesef Kürt milletinin en büyük genetik özelliklerinden biri olan ‘liderlik için kendi yakınındaki ile mücadele verme hırsı’ karşısında olan düşmanın onlara karşı yöneltilen kötü emellerinin de unutulmasına zemin hazırlamaktadır.

‘Taraflar ciddi ise bunu göstermelidir’

ENKS, PYD ile görüşme konusunda ve Rojava’daki siyasi bütünleşmenin altyapısının oluşmasında sadece sözler ile değil, pratikler ile hareket etmelidir. ENKS kanadı da Mazlum Kobane’nin çağrısına benzer bir çağrıda bulunarak, kendilerinin de ne kadar ciddi olduğunu kanıtlamalıdır.

Klasik cümlelerden bahsederek Kürtlerin birlik olamaması adına birçok eleştiri ve tartışma yürütülebilir fakat bir noktadan sonra ‘hep kullanılan sözlerin, zamanla değerini yitirmesinden’ dolayı Kürtler, sözler ile değil pratikler ile hareket etmelidir. Ayrıca bu aşamada fraksiyonlar tavırlarındaki ciddiyeti içselleştirerek hareket etmelidir.

Bu aşamada bir ittifaksızlıktan dolayı söz konusu olabilecek yenilginin sorumlusu yalnız PYD olmayacak. ENKS ile birlikte bütün Kürt siyasilerinin de hanesine “Sorumluluklarını yerine getirmediler” deyimi yazılacak.