image

PeyamaKurd - Türkiye, Kürdistan Bölgesi’nden ülkeye gelecek potansiyeli olan gaz ile oldukça ciddi bir şekilde ilgileniyor. Ancak Irak Federal Mahkemesini, petrol ve doğalgaza ilişkin kararı Erbil-Ankara ihracatını karmaşık bir hale getirdi.

İran, geçtiğimiz ay Türkiye'ye ihraç ettiği gazı boru hattındaki teknik bir arızayı problem göstererek kesti. Ankara, bu karar sonrası kendini ikilem içinde buldu: Ya sert kış havasının ülkede ciddi sorunlar çıkardığı bir zamanda yerleşim bölgelerine gaz vermeyecekti ya da sanayi bölgelerine tedariki durduracaktı.

Orta Doğu’da yaşanan olaylarla ilgili çalışmalar yapan dijital haber kuruluşu Middle East Eye, bu hafta Erbil-Ankara yakınlaşmasını ele aldı. "Kürt gazı Türkiye'ye mi gidiyor? Söylemesi yapmaktan kolay” başlıklı yazıda; Ankara’nın Kürdistan Hükümeti’nden gaz konusunda yardım istediği bu konu için Erdoğan’ın, Neçirvan Barzani ile bizzat görüştüğü yazıldı. Ayrıca Irak Federal Mahkemesinin aynı zamana denk gelen ‘Kürt petrolünü’ engelleme kararında İran’ın etkisi olduğu ifade edildi.

“Erdoğan, Neçirvan Barzani’den yardım etmesini istedi”

Türk hükümeti ikinci madde de karar kılarak, sanayi bölgelerine giden gaz akışını yüzde 40 oranında azalttı ve birçok şirketin üretimini 72 saat boyunca fiilen durdurdu. Şiddetli diplomatik protesto ve baskıların ardından İran, tam arzı yeniden başlattı. Gaz geri döndü, ancak İran'ın güvenilirliğine ilişkin sorular devam etti. Çünkü Ankara'dan birçok kişi İran'ın arıza bahanelerine inanmıyor ve Tahran'ın gazı kendi iç tüketimi için kullanmayı tercih ettiğini düşünüyor.

Bu nedenle Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, farklı bir kapıya yönelmek için bu ayın başlarında Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile bir araya geldi. Erdoğan, Barzani’den, Kürdistan Bölgesi’nin 25 trilyon fit küp olduğu tahmin edilen rezervlerinden Türkiye’ye gaz ithal edilmesi için Neçirvan Barzani’den yardım etmesini istedi.

Ancak, Irak Federal Yüksek Mahkemesi'nin bu hafta verdiği bir karar, Kürdistan Bölgesini zora sokmuş durumda. İki üst düzey Türk yetkili, mahkeme kararından önce bile Ankara'nın konuyu önce Bağdat ile görüşmeyi planladığını dile getirdi. Yetkili, "Bunun Irak hükümetiyle konuşmamız ve onayını almamız gereken bir konu olduğunu biliyoruz. Yani son mahkeme kararı konunun dışında. Ancak uygulanması da kolay olmayacak” dedi.

Irak ve Türkiye, 2014 yılında Ankara ile Erbil arasında Kerkük-Ceyhan boru hattı üzerinden Türkiye'ye ham petrol pompalamasına izin veren bir anlaşma nedeniyle mahkemelik durumda. Bağdat, 2015 yılında Ankara'ya Uluslararası Tahkim Mahkemesi aracılığıyla anlaşmanın yasadışı olduğunu söyleyerek 25 milyar dolarlık tazminat talep etmişti.

Irak hükümetinin Kürt petrol ve gazına ilişkin verdiği karar, Kürtleri bağımsız olarak petrol ve gaz satması ve tüm gelirini alması konusunda çıkmaza soktu. Yargıtay kararı Bağdat’ın, Ankara-Erbil anlaşmasına karşı açtığı davayı daha da sağlamlaştırsa da, Irak hükümetinin davayı sonuna kadar takip etmek ve şimdilik tazminatı tahsil etmekle özellikle ilgilenmediğine inanılıyor.

Bir Türk yetkili, Ankara'ya yakın görülen Irak Başbakanı Mustafa Kazimi'nin ilişkilerin iyileşmesi nedeniyle tahkim anlaşmalarını ertelediğini dile getirdi. Erdoğan'ın 2017'de Kürdistan Bağımsızlık Referandumuna karşı çıkması Bağdat ve Ankara'yı yakınlaştırmıştı.

“Siyasi müzakereler ve İran’ın Irak üzerindeki etkisi”

Irak şu anda, Ekim ayında yapılacak parlamento seçimlerinin ardından partileri bir sonraki hükümeti kurmaya çalışırken gergin siyasi müzakereler içinde. Iraktaki çoğu siyasi kesim mahkemenin Kürt enerjisine ilişkin kararının başka yerlerde oynanan siyasi oyunlara bağlı olduğuna inanıyor.

Irak ve Kürdistan Bölgesi analisti Sardar Aziz yaptığı açıklamada, “Irak mahkemesinin bu kararının zamanlaması tesadüf değil. Uygulanması halinde ülkedeki petrol ve gaz anlaşmalarını değiştirecek ama aynı zamanda hükümet müzakerelerini de etkileyecek. Karar hiç de anayasaya uygun değil” vurgusunda bulundu.

Türk yetkili ise, “Mahkemenin, siyasi amaçlı olarak görülen kararları birbiri ardına vermesinin zamanlaması kesinlikle dikkat çekici’' dedi. İran'a yakın Şii siyasi güçler, Ekim seçimlerinde en büyük kaybedenler olarak ortaya çıktı. 

KBY'nin en güçlü partisi KDP, Sadr'ın "ulusal çoğunluk hükümeti" olarak adlandırdığı hükümeti kurmak için en fazla sandalyeyi kazanan Şii din adamı Mukteda es-Sadr'ın Sairun ittifakıyla görüşüyor. Sünni siyasi partilerle de önerilen söz konusu ittifak, Tahran'a yakın diğer Şii partileri içermiyor ve bu durum İran’nın öfkesine yol açıyor.

Bu gelişmelerin ortasında Irak Federal Yüksek Mahkemesinin verdiği tartışmalı karar, Irak’ta cumhurbaşkanlığı seçimlerine engel oluyor. Ancak mahkeme, hiçbir ülkenin siyasi baskısı altında kalmadığını ve tamamen bağımsız olduğu konusunda ısrar ediyor. Fakat Ankara'da ise şüpheler giderek artıyor.

Türk yetkili, ”Mahkemenin siyasi kararları birbiri ardına vermesi kesinlikle dikkate değer. Bazıları bu kararların tamamen Irak'ın doğu komşusu İran ile ilgili olduğuna inanıyor” dedi.

“Erbil’in Türkiye’ye gaz gönderme çalışmaları devam ediyor”

Yasal zorluklara rağmen Erbil Hükümeti, Kürdistanı'nın gazını Türkiye'ye getirme planları üzerinde çalışmalara devam ediyor. Erbil hükümeti geçtiğimiz hafta, yerel elektrik üretimi için Süleymaniye'den önce Erbil'e, ardından Duhuk'a 16 ay içinde yeni bir gaz boru hattı inşa etmek için Kar Group ile bir anlaşma yaptı. Boru hattının altyapısı Türkiye sınırının 35 km yakınına getirilecek ve gelecekteki ihracat planlarının önünü açacak. 

Türkiye ham petrol ve doğal gaz boru hatları ile ilgilenen ticaret şirketi BOTAŞ'ın eski genel müdürü Gökhan Yardım, Kürt gazının Türkiye'nin artan enerji ihtiyacını çözmek için büyük bir fırsat olduğunu vurguladı. Yardım, "Botaş Irak sınırına bir gaz boru hattı inşa etti, Türkiye'nin altyapısı hazır. Sınırın diğer tarafı pürüzsüz. Bir boru hattı inşa etmek çok zaman almaz” dedi.

Kıdemli Enerji Danışmanı Ali Arif Aktürk şu yorumda bunuyor: “Kürtlere ait gazın mevcut üretimi Türkiye için yeterli değil. Ayrıca ham gazın içinde hidrojen sülfür seviyesi yüksek zehirli maddeler var. Gazı kullanılabilir hale getirmek içim çalışmalara ihtiyaç duyuluyor” dedi. KBY yetkilileri ise bu alanda üretim ve çalışmalara başlamak için  en az 4-5 milyar Dolar gerektiğini belirtiyor.

Türkiye son yıllarda Azerbaycan gazı ve LNG ithalatı da dahil olmak üzere birkaç yeni boru hattı kurarak İran ve Rus gazına olan aşırı bağımlılığını azalttı. Ankara ayrıca 2023'ten itibaren, yakın zamanda keşfedilen Karadeniz gaz sahalarından yılda 20 milyar metreküp üretmeyi planlıyor.  Ancak Ankara'nın yine de gaz ithal etmesi gerekiyor. 

Aktürk, Kürdistan gazını ithal etmeye başlamanın büyük maliyetlerine rağmen, Türkiye ile sözleşmesi 2028'de sona erecek olan İran'dan nispeten daha ucuz olacağını dile getiriyor ve, “Büyük bir potansiyele sahip” diye ekliyor. 


⇔ Çeviri: PeyamaKurd 

 


⇒ Farklı konulardaki analiz ve görüşlere bu LİNK üzerinden ulaşabilirsiniz