image

PeyamaKurd - Türkiye’nin, Kürdistan Bölgesi’nde PKK kanadına yönelik başlattığı operasyonun gündemi devam ediyor.

Özellikle PKK ve PKK yöneticileri, HDP ve ‘solcu Kürtlüğe’ kaymış kişilerin medya üzerinden yaptığı algı söz konusu operasyonu, ‘Barzaniler’ üzerinden şekillendiriyor ve kendi taraflarının yapmış oldukları yıkım ve tahribatları geri planda tutuyorlar.

Özellikle PKK yöneticilerinden Duran Kalkan’ın açıklamaları oldukça tehditkâr ve Kürtler arası bir savaşın patlak verebileceği derecede sert idi.

Kürdistan Bölgesi, uluslararası piyasaya açılarak ‘enerji’ görüşmeleri yaparken, global ülkelerin bölgede ‘tehdit’ istemedikleri politik açıdan gayet normaldir. Aynı şekilde PKK’nin de ‘korku imparatorluğunu’ kaybetmek istememesi normaldir.

**

Gelelim Kürdistan Bölgesi ve diplomatik temaslarına;

Bilindiği üzere Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani’nin Türkiye ve İngiltere’yi ziyaret etti. Söz konusu diplomatik temaslar Kürtler açısından oldukça önem taşımaktadır.

Kürdistan Bölgesi’nin dünyaya açılması ‘uluslararası’ bir kazanımken, dünya enerji haritasında yer edinmeleri için gayet iyi bir fırsattır.

Kürtler onca ‘zulüm ve kandan’ sonra neden kazanım elde etmesin ki? Bunun tartışması olabilir mi?

PKK ve uzantısı Türk solu medyasının, Barzani’nin görüşmelerini Kürt kamuoyuna ‘ihanet’ diye yutturmaya çalışması akıl tutulmasıdır. Bunları geçtik diyelim.

**

Peki Ahmet Türk’ün dün yaptığı abesle iştigal açıklamaları? Ona ne demeli?

Ahmet Türk, Türkiye’nin bölgedeki operasyonlarında KDP’ye yüklenerek, “Her yerde bu ihanete karşı çıkmalıyız” çağrısı yaptı.

Ahmet Türk’ün bu açıklamaları akıl tutulmasıdır. Başka bir açıklaması olamaz.

Türkiye’nin operasyonundan KDP’yi sorumlu tutan Ahmet Türk, Türkiye'nin Rojava’daki operasyonlarından kimi sorumlu tutuyor acaba? Kendisi bunları cevaplamak zorundadır.

Türk’ün, yaptığı açıklamalar PKK ile olan gizli bir hukuk mu yoksa kimsenin bilmediği bir tehdit mi? Yoksa PKK kanadının zaman zaman dile getirdiği, “Biz Ahmet Türk’ün öyle yüklü kumar borçlarını ödedik ki ömrü boyunca bize ödeyemez” cümlesinin mecburiyeti mi?

Erbil’e geldiğin zaman PKK’lileri üst düzey yetkilileri şikâyet edip, “Vücudumuzda açmadıkları yara kalmadı” diyen de Ahmet Türk, KDP’yi karalayan da. Bu nasıl çelişkidir?

PKK’nin varlığı bölgede artık bir tehdittir bunu, siyasetten anlayan herkes biliyor. Kendileri de biliyor ama Ahmet Türk, neden hala PKK’ye bağlı hareket ediyor orası da muamma!

İsteyin ya da istemeyin! Kabul edin ya da etmeyin! KDP, devlet bürokrasisine göre hareket ediyor ve hareket etmeye devam edecektir.  


Ahmet Türk’e, ulaşmaya çalıştık ama tarafımıza konuşmak istemediğini söyledi. O halde KDP’yi her türlü ihanet ile suçlayan PKK ve HDP’liler şu sorulara da cevap vermek zorundadırlar:

  • Kürdistan Hükümeti, Türkiye ile diplomatik temas kurduğunda neden ihanetçi oluyor? Aynı şekilde HDP de Türkiye ile diplomasi trafiği ile ‘çözüm süreci’ programı yapıp ‘Dolmabahçe mutabakatı’ yapmadı mı?
  • AKP size çözüm süreci zamanında ‘hükümet ortağı olma’ teklifi yapmadı mı? Ortada bir teklif varsa, siz nasıl ihanetçi olmuyorsunuz o halde?
  • Sur, Cizre, Nusaybin talan edilirken PKK ve HDP, Kürt halkını savaş meydanlarına sürüp evsiz yurtsuz bırakmadı mı? Nerde ‘davanız, Kürtlerin bağımsızlığı’ ideolojiniz?
  •  PKK, Türkiye’nin kendilerine yaptığı operasyonda KDP’yi suçluyor ama İran’ın ‘Erbil’deki’ roketli saldırısına ses çıkarmıyor. Üstelik roket saldırısı ‘Kürtlerin, petrol boru hatlarına’ yapılmışken. Buna neden yorum yapmıyorsunuz?
  • Türkiye’nin operasyonundan KDP’yi sorumlu tutan Ahmet Türk, Türkiye'nin Rojava’daki operasyonlarından kimi sorumlu tutuyor? KDP mi yaptı onu da?
  • Güney, ABD ve NATO müttefikliği yolunda adım adım ilerliyor ve kazanımlar elde ediyorken, Barzaniler toprakları peşkeş çekiyor diye nutuk atıyorsunuz madem, kendi aldığınız ihalelerden neden bahsetmiyorsunuz?
  • Osman Baydemir’in, Diyarbakır’da halka neler yaptığı nasıl aldattığı ve arsaları üzerine aldığı herkes tarafından biliniyor. Selahattin Demirtaş’ın da neleri olduğunu biliyorlar. Birçok kişi bilmese de KDP’yi ‘suçlayan barış elçilerinin’ ‘nerede ve kimlerle kumar oynadığını da’ bilen biliyor. Bunları neden dile getirmiyorsunuz?
  • Kürt vekilleri HDP’den tasfiye edip sürgüne gönderenlerin HDP’yi kimin kucağına neden bıraktığını da açıklar mısınız?
  • Türkiye’nin NATO üyesi olarak Batı ile aynı cephede olması Kürtlerin onun esiri olduğu anlamına gelmiyor. Üstelik Türkiye, ABD’nin direktifi ile İran ve Rusya cephesinden uzaklaşıyor. Ahmet Türk, yıllarca Kürtlerin kazanımı için mücadele ediyoruz demiyor muydu? Bunlar kazanım değil de nedir? Ya da ne olsun istiyorlar?
  • KDP’nin bir NATO ülkesi olan Türkiye ile ilişkileri mahkum edilirken, PKK’nin dünya gericiliği merkezi haline dönüşen İran ve İran yanlısı Haşdi Şabi ile Hizbullah ilişkisini Ahmet Türk görmüyor mu? Görmesi için illa numaralı gözlük mü almak gerekiyor?

Bu sorular toplanırsa Şam’dan, Trablus’a yol olur… Ahmet Türk, neyin ne olduğunu bilmiyor mu yoksa bilmezden mi geliyor?

***

Kendisi, Barzani ve KDP’lileri millete ihanetçi diye yutturmaya çalışırken, Kürtlerin ecdadını katleden CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile ‘adalet yürüyüşü’ yapmasını iyi biliyor.

Üstelik CHP, henüz iktidar bile değilken Kürtlere nasıl yaklaşıyor gün gibi ortadadır. Kılıçdaroğlu, daha bu durumda Erdoğan’dan daha sert politika izleyeceğinin sinyallerini veriyor.

Ahmet Türk o kadar siyasi geçmişine rağmen KDP’yi bu şekilde karalayabiliyorsa

İran ve Türkiye’nin ihalesi çerçevesinde hareket eden PKK’nin zurnasını çalmaktan başka bir şey yapmıyor.

Kürtler, Türkiye’de ne siyasette ne de herhangi bir ittifakta istenmiyor. PKK’li Nurettin Demirtaş çıkıp, “HDP’nin Kürtlerle bir alakası yok. Kürtçülük oynamaktan vazgeçin” diyor. Ama Türk solunun muhteşemliğine kanan Sol’da Kürtler, ‘Ahmet Türk’ün’ şahsında da sirayet ediyorlar.

**

Bu bağlamda bir diğer eleştiri de Güney hükümeti ve ‘sözde’ Kürt aydınlarınadır. Güney, sübvanse ettiği medyaları öyle boş bırakmış ki, “bize dokunmayın, paramızı alalım da ne olursa olsun” raddesine gelmişler.

Kürt aydınları da Twitter’da ‘her şeyin bilirkişiliğini’ yapmaktan ne yapacağını unutmuşlar.

Beğenin ya da beğenmeyin PKK medyası, en kötü eylemlerini bile medya aracılığı ile ‘halka yutturabiliyor’ ama Güney medyası kendini ‘entelektüel’ saydığı için cebine bakıyor.

İşte ondan dolayı da herkes çıkıp hem KDP’yi yerle bir ediyor hem Kürtlerin kazanımlarını hiçleştirmek istiyor.

Unutmayın ki medya dördüncü kuvvettir. Bunu elde eden öyle ya da böyle kendini ifade edebilir ya da aklayabilir.

Daha dün yüzlerce kişiyi Avrupa’dan, Erbil’e getirerek lobi çalışması için örgütlemek istenen lobistler, Londra sokaklarında hırçınlaşan PKK’lilerin, Mesrur Barzani’ye yumurta atmasını dahi engelleyemediler. Bu da bize Güneyin yanlış çevreler ile işe devam ettiğini gösteriyor.