image

PeyamaKurd - Türkiye’nin, Kürdistan Bölgesi kenti Duhok’un Zaho ilçesi sınırındaki turistik bölge Perex’te sivillere düzenlediği saldırının yankıları devam ediyor. 

Dünya kamuoyunda da yer edinen saldırının kabul edilebilir bir yanı olmadığı gibi bir an önce gerçekleri işaret eden delillerin ortaya çıkması için de mücadeleler sürüyor. 

HDP ve fraksiyonları tarafından akıl almaz bir şekilde kurban edilen Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin yaşanan elim hadisenin gün yüzüne çıkması için özverili çalışmalar yürüttüğü biliniyor. 

20 Temmuz’da gerçekleşen olayın ardından birçok kesim meydanlara döküldü. Hatta Iraklılar, Türkiye konsolosluğu önünde eylemler yaptı, Irak devleti de Türkiye’ye nota verdi. 

HDP 1 gün içinde KDP’yi nasıl tespit etti de suçladı?

Irak’taki Araplar dahi Türkiye’yi işaret ederken, HDP’nin olayı, KDP’nin üzerine 1 gün içerisinde yığması abesle iştigalden başka bir şey değildir. 

HDP Van Milletvekili Muazzez Orhan ve beraberindeki koro, saldırıdan saatler sonra sokaklara dökülerek, olaydan KDP’yi sorumlu tutmuş, basın açıklaması yapmış ve Kürtlerden olağanüstü şekilde tepkiler almıştı. (Twitter gönderisinden görebilirsiniz)

İlginç olan bir nokta ise Van’da hala devam eden gösteri ve toplantı yasağının olması ve buna rağmen HDP’nin o pankartlar ile nasıl bu eylemi gerçekleştirdiği ve polisin müdahale etmediği. 

Diğer yandan HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tulay Hatimoğulları Türk sol kanallarına bol bol demeçler vererek, sınır ötesi operasyonların önünü açan önemli öznelerden birisinin KDP olduğunu, sorumluluğun temel olarak KDP’ye ait olduğunu söyleyecek kadar kabalaşıyor. 

Ayrıca Kandil’in emir kulu Aldar Halil, Zaxo katliamının tek sorumlusunun Türk işgalcileri olmadığını belirterek, KDP'nin Türkiye'nin yaptığı bütün eylemlerde ortak olduğunu söyleyerek efendilerine olan bağlılığını sergiliyor.

Neden biliyor musunuz? Çünkü talimatlar şöyle ve büyük makamdan geliyor, “Ancak HDP bizi aklar, bırakın Kürtler, Kürtleri suçlasın.” 

“Kürtlerden HDP’ye sert tepkiler”

Söz konusu video hala Twitter hesabında yer almaktadır KDP’yi desteklemeyen özneler dahi ‘böyle bir pervasızlığı nasıl yapma cesareti gösterirsiniz’ şeklinde HDP’ye ateş püskürdü. 

HDP, Türkiye’nin suçunu hafifletmek için elinden geleni yapıyor. Dünya Türkleri işaret ederken, Kürt adına siyaset yapan bu garibeler saldırıyı Barzani/KDP yapmış diyor ve yükü Türklerin üzerinden alıyor.

HDP’liler bu halk size sormaz mı: “Kriminal büro açtınız da bombaların balistik incelemesini yapıp faili nasıl tespit ettiniz ve KDP'dir sonucuna vardınız? 

Bunu açıklamak zorundasınız! 

Saldırıdan 1 gün sonra o pankartları kimin yazdırıp ellerine verdiği bellidir. Fakat Kürt milletinin berlirli kesimi o derece kandırılmış ve efsunlanmış ki, HDP ne derse sorgusuz sualsiz biat ediyor ve koyun gibi arkalarından gidiyorlar. 

“Hiç kimse de sormuyor KDP ne alaka? O bölgede KDP’nin ne işi var? HDP’liler siz 1 günde bunu nasıl öğrendiniz de sokaklara çıktınız kendinizden emin bir şekilde?”

Roboski’yi satanlar bugün meydanlarda nara atanlardır! KDP’yi suçlu gösterenler Roboski davasındaki iki yüzlülerdir! 

Roboski’de 34 çocuk Türk savaş uçakları tarafından katledilmişti. Bu katliamı yapan AKP değil, Türkiye idi. HDP bunu bildiği için Türkiye AİHM tarafından yargılanmasın diye “davayı satmış ve örtbas” etmişti. Ama gerçekler tek tek ortaya çıkmıştı. Cizre dosyasını da aynı şekilde kapattılar ve daha birçok dosyayı… 

HDP bu eylemleri bilerek yapıyor. Çünkü meseleyi parti düzeyine indirerek işi Roboski gibi sulandırmak ve efendilerine hizmete devam etmek istiyor. 

“Çanakkale şehitliğine gidelim istiyorum” diyenler ihanetçi olmuyor da olaydan haberi olmayan KDP mi suçlu oluyor? Artık bırakın bu vasat siyaseti. 

Kürtler, HDP’nin ne olduğu kime hizmet ettiği, Türk solunun peşinden giderek bir milletin değer yargılarını nasıl hiç ettiğini artık görüyor. 

“KDP bu konuda susmamalıdır”

Tüm Iraklı bileşenler ve Kürtler bu konuda neredeyse ortak tavırda birleşirken HDP’nin, KDP hastalığı ve KDP düşmanlığını yeniden ortaya serdi. 

KDP, artık bu konuda sessiz kalmamalıdır. Yüklü miktarlarla finanse ettiği basını ve parayla terbiye etmeye çalıştığı akademisyenler gereken cevabı gerekli bir dille HDP ve fraksiyonlarına açık açık vermelidir.

İdeolojik olarak farklı yapıya sahip Kürtler dahi HDP’nin bu yaptığını onaylamazken, onlar susmamalıdır. 

Fakat ne olursa olsun, biz Kürdistan’ın "yetim gazetecileri" görevimizi yapmaya devam edecek dezenformasyonları bir bir gün yüzüne çıkarmaya çalışacağız. 

HDP'nin, Türk Solu ve karanlık güçlerin 1970'lerin başından beri yaptıkları ‘KDP ve Barzani düşmanlarının’ izinden yürüme kararlılığını deşifre etmeye devam edeceğiz...

HDP’nin bu vahim eylemlerine bakınca, Yalçın Küçük’ün, “Ben Türkiye Kürtlerini anti-Barzani’ci yaptım” ifadelerini hatırlamamak da elde değil.