image

PeyamaKurd - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, gözleri İmralı-Edirne cezaevi hattına çeviren "Demirtaş Öcalan'a hesap verecek" şeklindeki açıklamalarının ardından Ankara'daki siyasi kulislerde bu ifadelerin ne anlama geldiği ve iktidar için yeni bir stratejiye evrilip evrilmeyeceği tartışılıyordu. Fakat söz konusu açıklama öyle bir hal aldı ki, kamuoyunun en başat gündemlerinden biri haline geldi.

Erdoğan'ın bu sözlerinin tam olarak neyi hedeflediği henüz net değilken, "Acaba AKP, Kürt politikasında bir strateji değişikliği mi yapacak?" soruları akıllara gelmeye başldı.

Gündem bu şekildeyken, 23 Haziran 2019'da yenilenen İstanbul seçimlerinden önce Abdullah Öcalan'ın mektubunu kamuoyuna duyuran Prof. Dr. Ali Kemal Özcan, PKK liderlerinden Duran Kalkan, siyasi isimler, Türkiye parlamentosunda gündem… Neredeyse herkesin siyasi gündeminde Erdoğan’ın ‘Öcalan-Demirtaş-İmralı’ sözleri var.

Bilindiği üzere, ”Öcalan'ın, çözüm sürecinde HDP'nin sorumlu davranmadığını düşündüğü ve sürecin bitmesinden Selahattin Demirtaş'ı da açıkça sorumlu tuttuğu bilinen bir şey. Muhtemelen Öcalan ile İmralı'da yapılan görüşmelerde bu konu yeniden gündeme gelmiş olabilir ve Erdoğan da bu raporları okumuş olabilir.”

“MİT’le yapılan görüşmelerde Demirtaş-Öcalan çatışması dikkat çekmişti”

Hatta AKP’nin 2010 yılı sonrasında başlattığı “çözüm süreci” kapsamında MİT ile İmralı’daki Öcalan arasında görüşmeler yapılırken de Öcalan ile Demirtaş arasında yaşanan çatışma tutanaklara yansımıştı.

O tarihlerde kamuoyunda “İmralı Tutanakları” olarak bilinen görüşme notlarında, 26 Haziran 2014 tarihli diyaloglar dikkat çekmişti. Başlık ise; 10 Ağustos 2014 tarihinde yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri idi. Heyette, HDP’li milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder, Pervin Buldan ve İdris Baluken yer alıyordu.

Pervin Buldan’ın adaylık için Demirtaş’ın öne çıktığını söylemesi üzerine Öcalan buna itiraz etmiş. Demirtaş’ın tartışmalara neden olabileceğini ifade ederek başka isimler önermişti.

Görüşmede yaşanan o diyalog şöyle yansımıştı:

“ÖCALAN: Şimdi bu Cumhurbaşkanlığı meselesine gelelim. Ne yaptınız, bunu görüleşelim.

BULDAN: Selahattin Demirtaş ismi öne çıkıyor.

ÖCALAN: Bence çabanız Türk, Alevi gibi farklı bir aday profili üzerinde olmalıydı. Böylesi bir durumda tartışmalar yaşanabilir. İşte dün de Figen’i sıkıştırmaya çalıştılar. “Kürt hareketi seni, Türk mayası olarak kullanıyor olmasın” diye sordular. Yoksa Selahattin de uygundur. Ama Alevi ve Türk olması farklı çevrelerin kendi temsiliyetini görmesi açısından olumlu bir etki yaratır diye düşünüyorum.”

Geçmişten bugüne özet bu şekildeyken. Erdoğan’ın aniden Öcalan-Demirtaş çatışmasını ortaya atması Türkiye gündemine yoğun bir şekilde düşmüş vaziyette. Erdoğan sonrası kamuoyunda Peş peşe gelen açıklamalar ise olayı daha farklı bir boyuta taşıyor.

“Demirtaş’ın canını sadece Öcalan kurtarabilir!”

23 Haziran 2019'da yenilenen İstanbul seçimlerinden önce Abdullah Öcalan'ın mektubunu kamuoyuna duyuran Prof. Dr. Ali Kemal Özcan, Erdoğan’ın “Edirne’deki en büyük hesabı İmralı’dakine verecek” sözlerine yönelik açıklamalar yaptı. Özcan, “Demirtaş, çıktığında canını kurtarırsa eğer, siyaseten iş yapmayı bırakın sadece Abdullah Öcalan canını kurtarabilir" şekilde dikkat çeken bir açıklama yaptı.

Özcan’ın bir diğer dikkat çeken açıklaması ise, “Erdoğan’ın niyetinin ne olduğunu bilemem. Bunu yalnız Erdoğan mı biliyor? Selahattin Demirtaş’ın Öcalan’a, Öcalan’dan da öte Kürt halkına, çıktığında bunlar sorulacak. Sen ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ niye dedin?” sözleri oldu.

“Açıklamanın önemli ve dikkat çeken kısmı şu şekilde:”

“Ben, mektubu okudum. Peki Selahattin Demirtaş’ı İmralı’ya kim gönderiyordu? Hem de bir değil birkaç kez göndermiş. Gurup gurup gönderiyorlardı. Öcalan siyasetin merkezine girmişti. 20 sene sonra Recep Tayyip Erdoğan’ın başında olduğu bir devlet Öcalan’la muhatap oldu.  Bu muhataba Kürtler adına Selahattin Bey neden ısrarla herkesten daha fazla düşmanlık yaptı ve ben seni başkan yaptırmayacağız diye 3 cümlelik meclis konuşması yaptı. En önce Erdoğan’a Demirtaş bey saldırıyordu.

Bugün saldırsa iyi neyse, o dönem seni bir iki haftada bir seni Öcalan’ın yanına gönderiyordu. Mudanya’ya yaklaşınca canlı yayın kameraları bekliyordu. Meclis’te aynen şu cümle, MHP ile CHP, o zaman bunlar beraberdi biliyorsunuz, Çözüm istemiyorlardı.

Diyorlardı ki Abdullah Erdoğan Tayyip Öcalan, gırgır geçiyorlardı. Demirtaş bunların hepsinin öncülüğünü yaptı. Şimdi Demirtaş çıktığında, ben tahminimi söylüyorum, canını kurtarırsa eğer bırakın siyaseten iş yapmayı sadece Abdullah Öcalan kurtarabilir. Sadece Abdullah Öcalan Demirtaş’ın canını kurtarabilir.”

“Kandil’den hesap sorulması yerine Demirtaş günah keçisi ilan edilecek gibi duruyor”

İmralı'ya “devlet” tarafından yollandığını söyleyen Özcan, kamuoyu yoklaması için yeniden devreye konulmuş. “Demirtaş çıkarsa kendini koruyamaz, halk ondan, 'Seni başkan yaptırmayacağız' şiarının hesabını soracak" sözlerini ortaya atan Özcan, bu sözlerin toplum tarafındaki ağırlığının farkında ama nasıl tepki geleceğini ölçmek için birileri tarafından yeniden organize edilmiş durumda.

Hatta PKK liderlerinden Duran Kalkan yaptığı açıklamada,”Sadece Demirtaş değil, hepimiz İmralıya hesap vereceğiz. En fazla ise bu sözleri sarf edenler verecek” dedi.

Görünen o ki, Kandil’den hesap sormak yerine Selahattin Demirtaş’ı günah keçisi ilan edecekler ve Demirtaş’ı her anlamda devre dışı bırakacaklar.

Erken seçimlerin konuşulduğu ve iktidarın gün geçtikçe sıkıştığı Türkiye’de, Kürtler konusunda vaziyetin nereye gideceği henüz belli değil. Ama iktidar ve Erdoğan, “Öcalan, devre dışı kalırsa Demirtaş halk nezdindeki popülaritesini arttırabilir bu da Kürtleri, farklı yapıda bir kimliğe büründürür” sinyallerinin farkında.

Çünkü İstanbul seçimlerinde gördüler ki, Öcalan’ın mektubu iş yaramadı ve cezaevindeki Demirtaş’ın ‘Ketılına’ yenildi. Selahattin Demirtaş-Abdullah Öcalan arasındaki gerilim bilinen bir şey.

Fakat Erdoğan’ın açıklamaları ve sözleri, “Yoksa devlet iki tarafla görüşme halinde ve her şeyi biliyor mu?” sorusunu akıllara getiriyor.