image

Suriye'nin kuzeydoğusu (Rojava) çoğunlukla Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adı verilen Kürtlerin yönettiği bir ittifak tarafından kontrol ediliyor. 

ABD'nin buradan geri çekilmesi, SDG'yi çökerterek, şiddetli bölge savaşlarını alevlendirerek ve Türk operasyonu riskini artırarak Rojava’daki durumu dramatik bir şekilde alt üst edebilir.


PeyamaKurd – Suriye 12 yıl süren savaşın ardından, insani ihtiyaçların hâlâ arttığı parçalanmış bir ülke. Gazze'de devam eden şiddetin, Suriye’deki durumu daha da kötüleştirmesi de muhtemel.

Suriye silahlı çatışmalar son yıllarda azalmış olsa da savaş henüz bitmedi. Ekim ayında İran destekli milislerin kontrolündeki kuzeybatıda tekrar eden hava saldırıları ve bombardımanlar görüldü. Ekonomi ise yok olmaya devam ediyor.

Savaş öncesi nüfusun yaklaşık yarısı ya yurtdışına kaçtı ya da Suriye içinde yerinden edildi. Birleşmiş Milletler, geri kalan nüfusun üçte ikisinin yardıma ihtiyacı olduğunu söylüyor. 

Gazze'de İsrail ile iki milyondan fazla insana ev sahipliği yapan bölgeyi kontrol eden Hamas arasında patlak veren savaş son derece yıkıcı oldu. 

Hamas'ın, 7 Ekim'de İsrail'de çoğu sivil olmak üzere yaklaşık 1.200 kişiyi öldüren saldırısından bu yana, 15.000'den fazla Filistinlinin öldürdüğü söyleniyor. Ancak savaşın aynı zamanda milyonlarca Suriyelinin acısını da artırması muhtemel. Çünkü çatışma sınırın ötesine yayılabilir ve yayılmasa bile Gazze'deki yıkımın Suriye'den çok ihtiyaç duyulan yardım fonunu çekmesi muhtemeldir. 

***

Gazze’deki savaşın şu ana kadar Suriye'yi nasıl etkilediğine ve durumun nereye varabileceğine bir bakalım.

Suriye’de ana gruplar kimler? Gazze'ye nasıl tepki verdiler?

Suriye'nin büyük bir kısmı, İsrail'e şiddetle düşman olan ve İran, Lübnanlı siyasi ve militan grup Hizbullah ve Hamas'ın yakın müttefiki olan Beşar Esad hükümetinin kontrolü altında. 

Esad aynı zamanda Suriye'de üsleri bulunan ve hava sahasının çoğunu kontrol eden Rusya'nın da desteğini alıyor. Gazze'deki savaşın başlangıcından bu yana Esad oldukça düşük bir profil çizerken İsrail'i, faşizm ve soykırım ile suçluyor.

Suriye’nin kuzey bölgelerinin (Türkiye-Suriye) büyük kısmı Ankara destekli milislerin kontrolünde. Hayat Tahrir el Şam adlı İslamcı bir grup kuzeybatı İdlib bölgesini elinde tutarken, bir grup Türk destekli grup daha doğudaki sınır bölgelerini kontrol ediyor. Milisler de Türkler gibi, İsrail'e karşı Filistinlileri destekliyor. 

***

Rojava bölgesi Kürtlerin kontrolünde

Suriye'nin kuzeydoğusunu (Rojava) ise çoğunlukla Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adı verilen Kürtlerin yönettiği bir ittifak tarafından kontrol ediliyor. 

SDG ülkenin bazı yerlerinde Rus güçleri, bazı yerlerinde ise ABD ordusu tarafından korunuyor. Ancak en çok Amerikalılarla aynı çizgideler. 

Suriye’deki Kürt liderler Gazze çatışmasıyla ilgili açıklamaları diğer Suriyeli grupların açıklamalarından çok daha ölçülü. Daha çok üzüntü duymaya odaklı.

Bunun nedeni ABD desteğini tehlikeye atmak istememeleri olabilir. Ama Suriye'deki Kürt yetkililerin de aklında başka şeyler var: Kontrolleri altındaki bölgelere yönelik Türk saldırılarına dikkat çekmeye çalışıyorlar.

***

Suriye'de neler oluyor?

Çatışma başladığından beri Hizbullah'ın, İsrail'le karşılıklı ateş açtığı Lübnan'ın aksine, Suriye bu eylemin ön saflarında yer almıyor. Son haftalarda Suriye topraklarından birkaç yaylım ateşi rapor edilmesi, İsrail'in ek hava saldırılarıyla karşılık vermesine yol açtı. Buna rağmen iki ülke arasındaki sınır, İsrail-Lübnan cephesine kıyasla bariz bir şekilde sakin kalıyor.

Bu, genel olarak işlerin istikrarlı olduğu anlamına gelmiyor. Geçtiğimiz birkaç hafta boyunca İsrail, Suriye'de İran'la bağlantısı olduğu iddia edilen hedeflere yönelik hava saldırılarını artırdı. Özellikle Şam ve Halep havaalanlarına, bu saldırıları resmi olarak teyit etmeden defalarca saldırdı.

İsrail, Suriye hükümetinin İran silahlarının Hizbullah'a ve Suriye'deki İran destekli gruplara akıtılmasına yardımcı olduğunu söylüyor. Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail'in "Suriye'de yeni bir Hizbullah cephesinin kurulmasına veya İran'ın Suriye'de askeri varlığına izin vermeyeceği" uyarısında bulundu.

Washington söz konusu saldırılara göreceli bir itidalle karşılık verdi ancak görünürde hiçbir etkisi olmadı. Bütün bunların yanında bir de Suriye iç savaşı var. Bu çatışma yıllardır yavaş yavaş kaynasa da henüz bitmedi.

Kısa ve uzun vadede ne olur?

Kısa vadede işler daha da kötü olabilir. Uzun vadede öyle olacaklar. 

İsrail'in Halep ve Şam'daki havalimanlarını defalarca bombalaması, yalnızca sivillerin seyahati ve ticaretini değil, aynı zamanda BM ve STK lojistiğini de olumsuz etkiliyor. BM'nin geçen yıl uyardığı gibi bu bombalamaların "ciddi insani sonuçları” var.

Uzun vadeli ufka bakıldığında, Suriye'nin zaten korkunç olan insani krizinin daha da kötüleşeceği kesin gibi görünüyor ve Gazze'deki savaş bu düşüşü sadece hızlandıracak.

Sınırı aşan büyük bir İsrail-Lübnan savaşı gibi en kötü senaryolar hesaba katılmasa bile bölgesel gerilimler Suriye'yi istikrarsızlaştırabilir. 

***

Daha da kötüleşecek mi?

Lübnan-İsrail sınırındaki durum, Suriye'yi saran büyük bir çatışmanın en olası tetikleyicisidir.

İsrail ve Hizbullah, 24-30 Kasım Gazze ateşkesi dışında her gün birbirlerine ateş açtı. Her ne kadar her iki taraf da topyekûn çatışmalardan kaçınmaya çalışıyor gibi görünse de saldırılar giderek İsrail ve Lübnan'a da ulaştı. 

Eğer taraflardan biri diğerini yanlış okursa ya da hata yaparsa durum kolayca kontrolden çıkabilir. Hizbullah ve İran, Suriye askeri tesislerinin içinde ve çevresinde faaliyet gösterdiğinden, Suriye'nin İsrail-Lübnan çatışmasının içine çekileceği neredeyse kesin. 

Doğu Suriye'deki ABD üslerine yönelik İran destekli saldırıların tek başına büyük bir yangına yol açma ihtimali daha düşük görünüyor. Ancak tırmanmasına izin verilirse, Irak ve Suriye'deki ABD-İran sürtüşmesinin istikrarı bozucu etkileri olabilir. 

Yoğunlaşan gerilim, ABD ordusunun Suriye'ye karadan erişimini engelleyebilir, hatta potansiyel olarak Amerikan birliklerinin geri çekilmesine bile neden olabilir. 

ABD'nin geri çekilmesi, SDG'yi çökerterek, şiddetli bölge savaşlarını alevlendirerek ve Türk operasyonu riskini artırarak Rojava’daki durumu dramatik bir şekilde alt üst edebilir.


Türk güçleri 2016'dan beri Suriye'ye birçok kez müdahale etti. Türk ordusu son zamanlarda ABD ve Rusya muhalefeti tarafından geri çekilirken Ankara, SDG'yi parçalama arzusunu gizlemedi. 

Hem Washington hem de Moskova başka krizlerle çıkmaza girmişken, Ankara sınırdaki baskıyı bir kez daha artırma zamanının geldiğine karar verebilir. 

Benzer şekilde ABD güçleri, Rusya'nın koruduğu rejim bölgeleri dışında faaliyet gösteren İranlı milis gruplarla misilleme sarmalına çekilmesi durumunda baskı altına girebilir.


Aaron Lund | The New Humanitarian 

Çeviri-Düzenleme | PeyamaKurd

Bu kategoride yazarlar tarafından ifade edilen görüşler, kendilerine aittir ve PeyamaKurd’un bakış açısını yansıtmayabilir.