image

PeyamaKurd - Almanya’da yapılacak genel seçimlerde anketlerde birinci parti konumunda olan Yeşiller Partisi anketlerde hızla yükseliyor. Başbakan Angele Merkel'in partisi partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile onun kardeş partisi Hristiyan Sosyal Birlik'in (CSU) oluşturduğu Hristiyan Birlik bloğu ise oy kaybetmeye devam ediyor.

“Kürt meselesinde barış sürecine geri dönülmesi talep ediliyor”

Yeşiller Partisi kısa süre önce Federal Meclis seçim programını açıkladı. Programda Türkiye kısmında şunlar yazılı:

"Bizler, Türkiye'de demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları için mücadele edenlerin yanındayız. İnsan hakları ve hukuk devleti ilkeleri ihlallerini kınıyor, bütün siyasi mahkumların salınmasını, Kürt meselesinde de diyalog ve barış sürecine geri dönülmesini talep ediyoruz.

Türk hükümetinin saldırgan dış politikasını kararlılıkla reddediyor, ondan, çok kültürlü bir güvenlik ve dış politikaya geri dönmesini talep ediyoruz. Bu, NATO kapsamında da bu şekilde gündeme getirilecektir. Avrupa Birliği'nin Türkiye ile tam üyelik görüşmeleri de sadece demokrasiye ve hukuk devletine tamamen dönmesi halinde yeniden başlayabilir." 

“Erdoğan'a yönelik baskıyı artırmak gerekli”

Merkel'in yerine CDU'da genel başkanlığı devralan Armin Laschet ise Türkiye'ye karşı tatlı-sert bir tutum içinde. Partisinin Türkiye politikası olan, "Tam üyelik için gerekli şartları yerine getirmediği için Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini reddediyoruz.

TIKLA: Lübnan'dan İsrail'in Celile bölgesine roket saldırısı!

Türkiye'de son yıllarda hukuk devleti, özellikle de düşünce ve basın özgürlüğü konusunda yaşanan gelişmeleri de endişe ile izliyoruz" görüşünü destekleyen Laschet, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın göçmenlere sınırları açıp Avrupa'ya göndereceğini söylemesi sonrasında şu açıklamayı yapmıştı:

"Erdoğan'a yönelik baskıyı artırmak gerekli. İdlib'de yürüttüğü savaş, mültecilerle Avrupa'yı baskı altına alması oyununa izin verilemez”.

“Türkiye’nin politikasını endişe ile takip ediyoruz”

Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) başbakan adayı Olaf Scholz'un ise Türkiye konusunda çokça laf etmese de duruşu net. Geçen ay verdiği bir mülakatta Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği konusundaki bir soru üzerine "İnsan hakları ve hukuk devleti söz konusuysa uzlaşma söz konusu olamaz" dedi. Özetle bunlar yerine getirilmediği vakit Ankara ile uzlaşıya sıcak bakmıyor.

Partisinin hafta sonunda açıklanan programında da şu satırlar yer alıyor: "Türkiye'nin dış ve iç politika çizgisini endişeyle takip ediyoruz. Türkiye hukuk devleti, demokrasi ve devletler hukuku prensiplerine uymakla yükümlüdür. Türkiye ile bu konuları da eleştirel biçimde ele alacak şekilde bir diyaloğun yoğunlaştırılması acilen gereklidir.”