image

PeyamaKurd - Kürt siyasetçi Kemal Burkay, “PKK’nin son dönemde KDP’ye ve Peşmerge’ye yönelik eylemlerinde hem bölge ülkelerinin, özellikle de İran’ın etkisi ve yönlendirmesi var” dedi.

PKK unsurlarının Peşmerge’ye yönelik saldırıları hakkında K24’e değerlendirmelerde bulunan Kürt siyasetçi-yazar Kemal Burkay, “PKK, Güney Kürdistan’ın sınır bölgesinde üslendiği günden (1982) bu yana Güneyli Kürt partileriyle, en başta da KDP ve KYB ile sorunlar yaşadı; zaman zaman onlarla savaştı. Güney Kürdistan’da önce otonom, sonra federal bir yönetim oluştuğundan bu yana da yine zaman zaman yönetimle sürtüştü ve Peşmerge ile karşı karşıya geldi. Şimdi de olan budur” dedi.

“Bu saldırıların haklı hiçbir gerekçesi yoktur” diyen Kemal Burkay, “Bu bölge Güneyli Kürtlerin on yıllar süren zorlu mücadelesi sayesinde özgürleşti. Onların onayı olmadan PKK’nin orada kalmaya bile hakkı yoktur. Kaldı ki Bölgesel yönetim, çıkardığı ciddi sorunlar, bölge yönetimine karşı tutumu ve bölge halkına verdiği zararlar yüzünden PKK’nin orada olmasını uzunca bir zamandan beri istemiyor” ifadelerini kullandı.

"PKK'nin kendi iradesi yok "

Kürt siyasetçi, “PKK’nin eylemlerine yön veren kendi özgür iradesi yok” diyerek, sözlerine şöyle devam etti:

“PKK 1970’li yıllarda Türkiye’de barışçı şekilde gelişmekte olan Kürt ulusal hareketine, sol ve demokrasi güçlerine karşı, sol görünümlü bir paravan örgüt olarak oluşturulan bir kontrgerilla örgütü. İlk yıllarda MİT tarafından yönetildi. Sonra, Öcalan’ın Suriye’ye geçişiyle Suriye, İran ve başkaları devreye girdiler. PKK, içinde birçok el olan, birçok bölge devletine ve zaman zaman Rusya, ABD gibi dış güçlere hizmet sunan bir taşeron örgüt.

Bu nedenle Kürt ulusal hareketine çok büyük zararlar verdi ve vermeye devam ediyor. Diğer bir deyişle o Kürt halkının özgürlüğü için mücadele eden bir örgüt değil, tam tersine, işlevi bu mücadeleyi engellemektir. Yakalanıp teslim olduktan sonra başkanı Abdullah Öcalan ve örgütün diğer sözcüleri bunu birçok kez dile getirdiler. Onların yanı sıra bazı MİT şefleri ve generaller de…”

"İran'ın parmağı olduğu kanısındayım"

Burkay, “Tüm bu nedenlerle, son dönemde KDP’ye ve Peşmerge’ye yönelik söz konusu eylemlerde hem bölge ülkelerinin, özellikle de İran’ın etkisi ve yönlendirmesi var, hem de bütün bu kötülükler onun yapısına, karakterine uygun” diye konuştu.

Kürt siyasetçi-yazar Burkay, “PKK’nin söz konusu düşmanca tutumunu son dönemde özellikle, Mesud Barzani’nin başında olduğu Kürdistan Demokrat Partisi’ne karşı yönlendirmesinin nedeni, Sayın Barzani’nin ve partisinin ulusal hareketteki kararlı tutumu ve Bölge yönetiminin başındaki etkili rolüdür” diyerek, “Kürdistan Bölgesi Yönetimi’nin varlığından rahatsız olan malum çevrelerin, Özellikle İran’ın bunda parmağı olduğu kanısındayım” ifadelerini kullandı.

“Güney Kürdistan'da işleri ne?" 

“PKK, Öcalan’ın yakalanıp İmralı’ya konmasından bu yana, Kürt halkıyla ilgili olarak daha önce sözde savunur göründüğü tüm istekleri terk etti” diyen Burkay, şunları söyledi:

“O ve legal plandaki yandaş örgütleri Kürt halkı için, otonomi ve federasyon da dahil, bir şey istemiyorlar. PKK ve yandaş örgütleri tam da Türkiye’de süregelen sistemin çizgisine geldiler. Öyleyse PKK neden elindeki silahı bırakmıyor? Neden Kürt gençlerini ölüm tarlasına sürüyor? Federal bir sistemle kendi kendisini yöneten Güney Kürdistan’da işleri ne? Güney’deki Kürt yönetimine karşı neden, ne hakla silah kullanıyorlar? Yaptıkları bu iş kime yarıyor?”

“PKK’nin varlığı çözüm karşıtı güçlere yarıyor" 

Burkay, sözlerine şöyle devam etti:

“PKK’nin varlığı ve eylemleri İran, Suriye ve Bağdat rejiminin, Türkiye’deki barış ve çözüm karşıtı militarist güçlerin işine yarıyor. Türkiye, PKK’nin varlığını ve onun sınır boyunca, çok seyrek de olsa Türk tarafına karşı eylemlerini bahane ederek yıllardır Kürdistan Bölgesi’ne operasyonlar düzenliyor, bölgeyi bombalıyor, üsler oluşturuyor.

Bu durum Güney’i büyük ölçüde istikrarsızlaştırıyor; özellikle sınır bölgeleri sivil halktan boşalıyor; Kürt halkı ve yönetimi çok büyük zararlar görüyor. Bununla da kalmıyor, bu durum Kuzey parçasını da olumsuz biçimde etkiliyor; sorunun barışçı çözümünü, Kürt halkının meşru haklarının tanınmasını da engelliyor.”