image

PeyamaKurd- Mart ayı Kürtler için hem mübarek hem de yas tuttukları bir aydır. Bu ay içinde  (31 Mart 1947’de) Kürtler en büyük yaslarından birini, Mahabad Kürt Cumhuriyeti Başbakan’ı ve ölümsüz liderlerinden biri olan Qadî Mihemedîn, İran İdam Cumhuriyeti tarafından idam edilmesiyle tutmuş ve onu Allah’ın sonsuz rahmetine uğurlamışlardır.

"Ne ilk ne de son!"

Qadî Mihemed, işgalci devlet rejimleri tarafından idam edilen ne ilk ne de son Kürt’tür. Bu ve buna benzer birçok olayın sebebi şüphesiz ki devletsizlik, ittifaksızlık, parçalanmışlık ve Kürtlerin kendi içinde olan kavgalarıdır.

Kürt milleti yüzyıllardır işgalci devletlerin otoritesi altında yaşamaya mecbur bırakılmışlardır. Parçalanmışlık, nifaklar, kendine yabancılaşma, milli bir fikrin oluşmaması ve bu ortamın neredeyse yok olmasıyla beraber, Kürtler ellerine geçen fırsatları da kendi çıkarları doğrultusunda kullanamamış ve ortak bir inanç geliştirememişlerdir.  Her ne kadar yüzlerce direniş ve başkaldırı olsa da, ailevi çıkarlar, aşiretçilik, iç ihanetler sonucu Kürtler işgalci devletlere el açmak zorunda bırakılmışlardır.

Qazî Mihemed, siyasi yaşamına ‘Jiyanewey Kürdistan Derneği’ derneğine ile başlıyor. ‘Jiyanewey Kurdistan Derneği’ 1942 yılında kuruluyor. Güney Kürdistan ve Doğu Kürdistan’da çalışmalarına başlıyor. Dernek, 1945 yılında Mahabad’da resmen ilan ediliyor ve Qazî Mihemed o yıl derneğin üyesi oluyor. Qazî, 16 Ağustos 1946’da derneğin temelinde, Kürdistan Demokrat Partisi İran’ı kurdu ve hayatının sonuna kadar bu partinin liderliğini yaptı.  

Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti

Qazi Mihemed Sovyetlerin sözleri ve yardımı ile 22 Ocak 1946’da Çarçıra Meydanında Mahabad Kürdistan Cumhuriyetini ilan etti. Vekillik sistemi 13 kişiden oluştu ve Qazi, Mahabad Kürdistan Cumhuriyetinin Başbakanı olarak seçildi. Resmi dil Kürtçe oldu. Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti için yasalar oluşturuldu, Kürtçe kitaplar dağıtıldı, devlet gazetesi Kürdistan yayın hayatına başladı, Hawar, Galawêj, Hîlale, Agir gibi dergiler dergiler yayınlarını yaptılar. Ey Reqîp ise Mahabad Kürt Cuhmuriyeti’nin resmi marşı oldu.

Lider Qazî Mihemed, idam edilişine kadar da düşmanlarında af dilemedi, kafasını düşmanın önünde yere eğmedi ve Kürd/Kürdistan düşmanlarının keyiflenmesine izin vermedi. Qazî, İran Şahı’nın mahkemesinde şöyle diyordu: “Elleriniz hiçbir zaman Kürdistan Bayrağının yüksekliğine ulaşmayacak ve gün gelecek Kürdistan Bayrağı benim idam edildiğim bu yerde dalgalanacak.”

“Sahi Qazi Mihemed bizler için can verirken, bizler ne yapıyoruz?”

Qazî Mihemed, “Kürdistan her Kürdün evidir” derdi. Bugün her Kürd bu kelimeyi düşünmeli ve anlamını idrak etmelidir. Gerçekten, Kürdistan’ı evi gibi gören kaç tane Kürt vardır? Qazî Mihemed bizler için can verirken, ayakları düşmanın başından daha yükseklerdeydi, peki bugün nasıl oluyor da Kürtlerin birçoğu düşmanın ayaklarının altına girmeyi tercih ediyor? Qazî çok önceden buyurmuştu, “Artık düşmanlarınıza aldanmayın; merhametsizdirler, vicdansızdırlar, size acımazlar. Sizi birbirinize kırdırırlar, yalan dolanlarla, para ve pulla sizi karşı karşıya getirirler.”

Peki biz, Kürt halkı olarak Qazî için ne(ler) yaptık? Vicdanımız rahat mı? Kürdistan bizimse, bizim Kürdistan’ımız nerede? Biz onun olması için ne kadar çaba gösterdik?

PeyamaKurd ailesi olarak idam edilişinin 71. Yıldönümünde Qazî Mihemed’i saygı ve minnetle anıyor, Cenab-ı haktan yerini cennet etmesini temenni ediyoruz.