image

PeyamaKurd - Leonardo DiCaprio, yeni filminde,1970'lerde Hristiyanlığı reddederek kendini tanrı olarak ilan eden ve 918 tarikat üyesinin toplu intiharına neden olan dini lider Jim Jones’u oynayacak.

1978’de 918 tarikat mensubunun ölümüne neden olan toplu intihar eylemiyle, ABD Kongre üyesi Leo Ryan’ın öldürülmesiyle, Guyana'nın başkenti Georgetown’da başka dört tapınak üyesinin öldürülmesiyle bilinen Halklar Tapınağı (Peoples Temple) adlı kült hareketinin kurucusu ve lideri Jim Jones'un hikayesi film oluyor.

40 yıldan uzun bir süre kült hareketinin dini liderliğini üstlenen Jim Jones’un hayatını anlatan biyografik filmde başrol, Leonardo DiCaprio’nun.

46 yaşındaki Oscar’lı oyuncu, hem başrol oyunculuğu hem de yapımcılık için anlaşmayı imzaladı.

Filmin senaryosunu, Venom ve Jumanji: The Next Level filmlerinin senaristi Scott Rosenberg kaleme alacak. Rosenberg ayrıca, filmin yürütücü yapımcılığını da üstlenecek.

Jım Jones hakkında?

1931’de doğan Amerikalı dini lider Jim Jones, Halklar Tapınağı'nı 1955'te Indianapolis'te kurdu. 1970'lerde Hıristiyanlığı reddederek kendisini tanrı olarak ilan etti. 1974'te Guyana'da Jonestown'u kuran Jones, ABD hükümetinin baskısından arınarak sosyalist cennet olarak nitelediği yerleşkede inananlarıyla birlikte yaşamaya başladı.

Jim Jones, ırken beyaz olmayan çok sayıda çocuğu evlat edindi ve ailesine “gökkuşağı ailesi” adını verdi. Jones ayrıca tapınak mensuplarının da tamamını “gökkuşağı ailesi” üyesi olarak adlandırıyordu.

Eşitlikçi görünse de Jones gerçekte, örgüt içinde bir ırk hiyerarşisi sürdürdü. Kilise cemaati ağırlıklı olarak Afro-Amerikalılar'dan oluşsa da cemaat'in 37 kişilik planlama komisyonu nedense hep beyazların yönetiminde oldu. Bunlardan 6 tanesiyle cinsel birlikteliği de olmuştu.

Jones topluluk önünde iyileştirme gösterileri de yapıyordu. Yakın çevresi Jones'un metafiziksel öngörüye, zihin okuyabilme ve şifacılık yeteneğine sahip olduğu görüşünde. Elde ettiği başarı ve etkileme kabiliyetine bakarak telkinle bazı şeyleri yaptırabildiği de iddialar arasındaydı.

Az gelişmiş, eğitimsiz kitleleri arkasına alan Jones her iyi hatip gibi siyasete soyundu. Önce daha çok fakir ve umutsuz kitleye ulaşmak için Komünist Parti'ye yakınlaşsa da daha sonra Demokratlar'ın dikkatini çeken Jones, seçim kampanyalarında önemli roller üstlendi.

İnsan hakları ihlalleri yapıldığı iddiaları üzerine Amerikan hükümeti bölgeye ABD Temsilcisi Leo Ryan liderliğinde bir heyet gönderdi, ancak Ryan, diğer dört kişiyle birlikte tarikat üyeleri tarafından öldürüldü. Hemen sonrasında ise 304'ü çocuk 918 tarikat üyesi siyanür içerek intihar etti.

Tropik cennet görünümdeki kamplarında Jones müritlerine hoparlör sistemiyle her an vaaz veriyordu. Silahlı muhafızlar tarafından korunan kampta kimse dışarı çıkamıyordu. Hayatın kanser gibi olduğundan bahsediyor, intihar fikrini empoze ediyor ve intihar provaları yaptırıyordu. Geceleri insanları uykusundan kaldırarak, zehirli olduğunu söylediği bir sıvıyı zorla içiriyor, sadakat testine tabi tutuyordu.