image
Rojhat Amedi Yazarlar
image

Bu manşet yeni yetişen, ulusal kimliğine sahip çıkmaktan çekinmeyen yeni Kürt jenerasyonu için garip olabilir, ama öyleydi…

Kürt olmak ayıptı, hem de çok ayıptı…

Gericilikti, ilkellikti Kürt olmak…

Ulusal kimliğine sahip çıkan bir avuç Kürt’e; ‘ilkel milliyetçi, feodal ve Kürtçü’ deniyordu.

Evet hazırlanan konsept gereğince Kürtleri, Kürtlükten arındırmak gerekiyordu.

Bunun için de akademisyenler, aydınlar, yazar ve gazeteciler göreve getirilmişlerdi…

Bunlar, Kürtlere, Kürt değil, “ilerici” olmaları gerektiğini öğreteceklerdi, ‘solcu ve halkçı’ olmaları gerektiğini öğreteceklerdi.

Kürdi değerlerden uzaklaştırılacaklardı;

Kürt tarihini okuma yerine, sosyalist felsefe okutulacaktı, Kürt milletinin özgürlük mücadelesinin sembolü haline gelen Şeyh Said, Seyit Rıza, Qazi Muhammed ve Mustafa Barzani’ye karşı durulacaktı, çünkü bunlar aşiret reisleri, ‘feodal’ ve “gerici” idiler.

Bunları savunmanın yerine, Lenin, Stalin, Mao hatta dünyanın en izole edilen, halkını açlıktan perişan eden Enver Hocacı olmak gerekiyordu…

Ve üstadları Lenin’in buyurduğu gibi, “İlerici” Kemal Atatürk’e sahip çıkmak icap ediyordu.

Kürtçe konuşmak asla marifet değildi,

Çünkü Kürtçe “akademik, eğitim ve siyasi dil” değildi?

Kürtçe şiir mi dediniz?

Yok öyle bir şey,

Ahmedê Xanê de kim oluyormuş?

Melayê Cizîrî gibilerini anmaya gerek yok, “Mola’nın” teki zaten!

Nazım Hikmet’in nakaratlarını dinlemek adeta ilerici olmanın ölçütü olmuştu.

Görevi alan akademisyen, profesör ve aydınlar görevlerini eksiksiz yerine getiriyorlardı.

Bunlardan biri olan Yalçın Küçük, kısa bir süre önce çıkarmıştı ağzından baklayı, “Biz ABD’nin bir Kürt planı olduğunu 1970’lerde fark ettik. Bu Kürt planı ağa, şeyhlere yani Barzani gibilerine dayanıyordu. Biz bunu engellemek istedik, Kürtlerin Barzani’ye kaymasını engellemek istedik. Hatta Barzani ile mücadele için kendi Kürtlerimize ihtiyacımız olduğunu biliyorduk”

Yalçın Küçük’ün belirtiği gibi, adamlar Kürtleri, Kürtlükten uzaklaştırmak için bir hayli çaba sarf etmişler. Gerçi gelinen aşamada artık kimse onlara pek inanmıyor ama oyun hala devam ediyor, şöyle ki;

Artık Kürt olmak ayıp değil, ama Barzani’ye saldırmak hala devam ediyor. Yalçın Küçük ve patronlarının başlattığı dönemde, Barzani “ABD Emperyalizminin uşağı” ve “İsrail ajanı” idi.

ABD, şu anda Kürtleri koruduğu için, kimse Kürtlere, Barzani’nin ABD ile olan ilişkilerinden ötürü “Korkunç” olduğunu yutturamıyor. Ama bunun yerine, Barzani’yi “Türkiye işbirlikçisi” olmanın üzerinden vurmaya devam ediyorlar.

Ama yağma yok, artık kimse onlara inanmıyor.

Kürt olmanın, Kürtçe konuşmanın, Kürt tarihine ve değerlerine sahip çıkmanın önünde teşkil ettikleri engeller tek tek yıkılıyor.

Biz mi yarattık bu süreci, biz mi akıllandık…?

Hayır...!

Burnumuzun dibinde;

Güney ve Güneybatı Kürdistan’ındaki gelişmeler karşısında çaresiz kalan Türkiye’nin anti-Kürt politikası, Türkiye’deki Kürtlerin hak ve hukuklarını ayaklar altına almak ile yetinmeyen, Kürtlerin diğer parçalarda özgürleştirdikleri toprakları işgal eden, Türk toplumunu Kürtlere karşı mobilize eden anlayış ile yaratıkları saldırgan ve katillerin, Kürtçe konuşan, Kürtçe müzik dinleyen, yasal zeminde Kürt siyaseti yapanların üzerine salmaları sonucunda, Kürtler kedilerini bulmaya başladı…

Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük ile başlayan süreç, Türkiye’nin her gün biraz daha kabalaşan Kürt siyaseti karşısında çaresiz kalıyor, can çekişiyor…

Kürtleri imha etme temelinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürtlere karşı baskısı devam edecek…

Kürtleri vurmaya devam edecekler,

Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük’ün can çekişen yetiştirmeleri de aldıkları ders gereğince  Deniz Poyraz katliamının özünü saptırmaya, Türkiyeci mantığa malzeme etmeye devam edecekler, ama bu kez beceremeyecekler…

Çünkü Kürtler artık kendilerine geliyor

Vurun, biraz daha vurun ki kim olduğumuzu, Türk olmadığımızı, asırlardan beri iddia ettiğiniz gibi kardeş olmadığımızı fark edelim…

Biraz daha vurun ki, yıllardan beri sizi kollayan batılı dostlarınız kim olduğunuzu görsün…

Evet, bu gelişmeler karşında, bencil ve örgütçü olmayan, Kürtçe konuşmakta, Kürt değerlerine sahip çıkmakta bir kusur görmeyen, “halkların kardeşliği” safsatasına kanmayan yeni bir Kürt jenerasyonu oluştu bile, iste bunlar Kürdistan’ın geleceğini şekillendirecek, kimsenin kuşkusu olmasın…

Kürtler yeni bir dönem yaşıyor ancak;

Ancak gelinen aşamada artık Kürt olmak ayıplanmıyor. Ama Barzani’ye saldırmak, Barzani üzerinden Kürtleri birbirine kırdırtma stratejisi sürüyor.

Kürtler üzerinde karabasan oluşturan ‘şovenizm’ ideolojisinin gün geçtikçe daha hızlı yayıldığı gözlemleniyor. Bu durum sadece Türkiye’de yaşanmıyor. Irak, İran, Suriye’de de durum aynen böyle.

Kürtler belki bugüne kadar kendilerine yapılan zulümlere karşı ‘bütünleşik’ bir şekilde optimize olamadılar. Ama görünen o ki Kürt milleti yeni jenerasyonu ile, artık eskisi gibi oyunların parçası olmak istemiyor ve ‘yeniden tesis edilen dünyanın bir ferdi olmak için mücadele ediyor.’


  Rojhat Amedî 

   20.06.2021

 

Diğer yazıları: Devlet, Kürt hareketini bastırmak için illegal örgütlendi, sonunda elinde patladı

 

 


() PeyamaKurd

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtmaktadır. PeyamaKurd'un yayın politikası ve editoryal paradigması ile her zaman uyumlu olmak zorunluluğu yoktur.