image

PeyamaKurd - Araştırmacı Yazar Celâl Temel, Netew TV’de Zeynep Cager’in gündem özel programında 1916 Kürt Tehciri, Kürt ve Ermeni İlişkileri hakkındaki sorularını yanıtladı. 

Kürt ve Ermeni ilişkilerinin yanı sıra o dönemde yaşanan tehcirlere dikkat çeken Araştırmacı Yazar Celâl Temel şu ifadelere yer verdi: 

“1914 yılında birinci dünya savaşı başladı. 1915 yılında Ruslar, Van’ı işgal ediyor ve Ermeni bir vali atıyor. Bu süreçte Kürtler tehcir edilmeye başlandı. Ermeniler Rusya, İngiltere ve Fransa ile ittifak halindeyken Kürtler, Osmanlı cephelerinde savaştı. Kürtlerin o dönemde bir şansızlığı var, bir müttefik sahibi değillerdi, bir ulus olarak görülmedi. Bu iki konu iç içe geçmiş ve bu iki halkın mağduriyeti söz konusudur. 1916 Kürt tehciri vardır. Ermeni ve Kürt tehcirleri beraber değerlendirilmelidir.” 

İlk olarak tarihte Kürt ve Ermeni ilişkileri nasıldı, bize anlatabilir misiniz? 

Kürt-Ermeni ilişkileri konusuna çok değiniliyor denilse de aslında hiçbir zaman bilimsel olarak, genel bir halde ele alınmadı. Tarihsel olarak yaklaşık 3 bin yıl beraber yaşayana bu halk hakkında derli toplu tarih süreçlerini içeren bir Ermeni vekilin bir çalışması oldu. Bunun dışında yapılan çalışmalar hep 1915 üzerinden yapılıyor. Oysa çok öncesi var. Ermeniler yaklaşık 3 bin yıl önce, batıdan o bölgeye gelen bir topluluktur, Kürtlerden sonra gelmişlerdir. Araştırmalara bakıldığında Ermeniler Anadolu’nun her yerinde var ama Kürtler belli bir yerde bulunuyor. 19. Yüzyılın başına gelene kadar herhangi bir sorun yaşanmadı. Yavuz Selim döneminde Kürtler beylikler halindeydi ve Ermeniler bu beylikler çatışında bulunuyordu. 

1839 yılında Tanzimat Fermanı, 1856 yılında da Islahat Fermanı ilanı ediliyor. Bu iki fermanda gayrimüslimleri ilgilendiren önemli maddeler var. Kürt beylikler bu süreçte dağıtılmış ve merkeziyetçi bir düzen kuruluyor. 1847’de Bedirxan isyanı biterken, Ermeni gruplar o dönemin padişahı Abdülmecid’e teşekkür mektubu gönderiyorlar, ‘sen bizi bu Ekrad (Kürt) zulmünden kurtardın’ diye. Bu süreçte 12 yıl içerisinde yaklaşık 10-15 tane Ermeni örgüt ortaya çıkıyor. Bu süreçte Kürtler ise tam bir cehalet karanlığı içerisinde. 

Kürtler ve Ermeniler arasında sorunlar ne zaman başladı? 

1877’de Osmanlı-Rus harbi (93 Harbi) bir dönüm oldu. Osmanlı büyük kayıplar veriyor. Bu yıl sonunda Berlin Anlaşması imzalanıyor. Batılılar, konuya dahil oluyorlar ve her maddeyi Abdülhamid’e kabul ettiriyorlar. Bu anlaşmada 61. Maddede şöyle deniyor; Vilayeti Sitte bölgesinde 6 şehirde (Erzurum, Bitlis, Van, Harput, Sivas ve Diyarbekir) bir Ermeni reformu yapacağız, bu bölge bir nevi Ermenistan ilan edilecek” denildi. Bu anlaşma ile Ermeni ve Kürt sorunları başladı. Ermeniler bu süreçte birçok modern örgütler kurdular. Bu süreçte Kürtleri Abdülhamit’e yaklaştıran neden aslında bu yalnızlıktır. Bu süreçte Hamidiye Alayları kuruluyor. Bunlar silahlı güç olunca Ermenilere de zarar vermeye başlıyorlar. 1908’de Kürtler Abdülhamid’e yakın, Ermeniler ise İttihat Terakki’ye yakın. Meşrutiyetin ilanı ile Abdülhamid tahttan indiriliyor ve başa İttihat Terakki geliyor. 1913-14 yılında Ermeni reformu tekrar yapılıyor ve Vilayet-i Sitte yeniden uygulanmaya başlanıyor. 1914 yılında Osmanlı Dünya savaşına katılıyor, bu süreçte bu iki halk en büyük zararı görüyor.  

1914 yılı başta olmak üzere 1915 ve 1916 yılında olaylar nasıl gelişti? 

1914’ün Kasım ayında dünya savaşı fiilen başlıyor. Savaşın başlamasından itibaren Kürtler büyük oranda Osmanlı cephesinde, Ermeniler ise Rus cephesinde savaşıyor. Bu süreçte Ermeniler-Ruslar, İngiltere ve Fransa ile müttefik iken, Osmanlı ise Almanlarla ittifak halindeydi. Savaş başladığında eski Hamidiye alaylarını cepheye gönderdiler. Sarıkamış bir dönüm noktasıdır. Sarıkamış ile Çanakkale arasında iki aylık bir süreç var. Çanakkale’de kim öldü, babası kimdi, nereliydi biliyor ama Sarıkamış’ta ölenlerin kim olduklarının çoğunu bilmiyoruz. Savaş sürerken Osmanlı 1915 yılında çıkardığı kararla Ermeniler Ruslarla işbirliği yapması nedeniyle göç ettiriliyor.  

Kürt ve Ermeni tehciri sürecinde neler yaşandı? 

1915 yılında Ruslar, Van’ı işgal ediyor ve Ermeni bir vali atıyor. Bu süreçte Kürtler tehcir edilmeye başlandı. Ruslar çevre illeri de işgal ediyor, Ermeniler ise bu süreçte intikam için bölge insanlarını katlettiler. 1914 nüfus sayımına göre, Ermenilerin yüzde elliden fazlası Vilayet-i Sitte kısmında değil, Kayseri civarında olduğu belirtiliyor. Ermeni nüfusu Anadolu’nun her tarafından dağılmış durumdaydı. O dönemde Kürt aşiretleri, bu tehcirde Ermenilerin bir kısmını korumuş ve saklamıştır. Ermenilerin bir kısmı, yaşanmalarını Kürtlere borçlu olduklarını belirtiyor. 1913 yılından itibaren başta Ermeniler ve Rumlar Anadolu dışına itiliyordu, bu süreç dünya savaşının sonuna kadar sürdü. 1917 yılında elde edilen resmi bir kayıta göre bir milyonun üstünde insan yerinden oldu ancak bu resmi kayıta görmeyen göçzedeler de vardır. Yine resmi rakamlara 470 bin insanın yolda öldüğü belirtiliyor. 

Kürtlere yönelik tehcir süreci çekilen telgraflara göre Konya ve çevresinden başladı. Kürtler Şanlıurfa ve Gaziantep bölgesinden geçtiler ve çevre il ve köylerine sığındılar. Ermeniler Anadolu dışına itilirken, Kürtler ise Güneydoğu taraflarına çekildiler. Kürtlerin o dönemde bir şansızlığı var, bir müttefik sahibi değillerdi, bir ulus olarak görülmedi. Bu iki konu iç içe geçmiş ve bu iki halkın mağduriyeti söz konusudur. 1916 Kürt tehciri vardır ve birçok Ermeni bile bunu kabul ediyor. Bir milleti yerinden ediyorsan ve onu başka bir kimliğe sokuyorsan bu soykırımdır. Ama Ermenilerin aynı zamanda tekrar Erzurum’a, Diyarbekir’e dönelim demeleri de yanlıştır. Ermeni ve Kürt tehcirleri beraber değerlendirilmelidir. 

1915 yılında Kürtler ve Ermeniler arasında ilişki hangi düzeydeydi? 

Kürtler ile Ermeniler arasındaki sorunlar çok fazla arttı. 1915-16 yılları ilişkiler kopmaya başladı ve birinci dünya savaşı bu ilişkileri tamamen kopardı. Ermeniler o dönemde Kazım Karabekir ile iyi ilişkiler kurdular ve Ermenistan’ın kurulmasını sağladılar. Kürtlerin önemli bir bölümü hatası varsa kabul etti. Olaylar Kürt bölgelerinde gerçekleşiyor ama bunları yapan yol kesen birkaç eşkıya mı yoksa koskoca bir imparatorluk mu bunu düşünmek gerekiyor. Birçok konuda Ermeniler ve Kürtler de bilgisizler ve Türk aydınları da bunu bilinçli olarak yazdılar.  

Prof. Dr. Taner Akçam’ın katıldığı bir programda ‘19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi’ şeklindeki genelleyici açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

20 Nisan günü bir söyleyişi sırasında hiç kimsenin tahmin etmeyeceği bir sözden bahsetti ama hiç de temeli olmayan bir iddiayı ortaya attı. Kürt aydınları olarak bu konuda bir şaşkınlık yaşadık. Çok şey söylendi ama bu olmayan bir şey. Bu ifadeyi kendi eserinde bile görmedim. Biz yazarlar olarak toplu bir açıklamada bulunduk. Türk aydınlarında Kürt meselesi konusunda hep üstenci bir bakış var. Bu Taner Akçam’da da var. Taner Akçam’ın  2012 yılında yaptığı söyleyişide şu ifadeyi kullanıyor; ‘Eğer Kürtler bireysel haklardan daha fazlasını isterlerse ortalık kan gölüne döner’ demişti. Burada sadece bireysel haklarla yetineceksiniz diyor.