image

Almanya'nın dünyadaki ağırlığı ve ekonomik gücü herkesin malumudur. Avrupa'nın en güçlü, dünyanın da önde gelen ülkelerinden biridir. Hemen hemen her şey mükemmeldir ve neredeyse hiçbir sorun yok gibidir… Tüm bu gelişmiş vasıflara rağmen Almanya'nın; aydın, akademisyen ve politikacıları, “Almanya'nın daha iyi yönetilmesi için ne yapmamız gerek” sorusunun cevabına odaklanırlar.

Ama Kürdistan'da durum böyle değil!

Kürdistan'ın aydın, akademisyen ve politikacıları Kürdistan'da her şeyin ‘sürekli mükemmellik’ içinde olduğunu iddia ederler. Ancak kapalı kapılar arkasında aksini savunur, hiçbir şeyin doğru gitmediğini de defalarca tekrarlayıp dururlar.

1991'den bu yana Güney Kürdistan'da çok parlak gelişmelere şahit olduk, fakat aynı tempoyu ‘Kürt siyasetinin genelinde’ göremiyoruz ve bu durum Kürtlerin -özellikle de KDP’nin- önünde büyük bir engel teşkil ediyor.

***

Yazılarımı kaleme alırken kişi, kurum ve özneleri hedef göstermek adetim değildir. Ama içinde bulunduğumuz bu dönemde, Kürdistan’da mevcut sorunlara cevap olamayan bazı siyasi kadroların duruşu bana ister istemez Dr. Mahmut Osman’ı hatırlatıyor.

1961 ihtilalinde önemli bir konuma sahip olan Dr. Mahmut Osman, Ölümsüz Barzani'nin en çok güvendiği kadrolardan idi.

Mustafa Barzani, Osman'a o kadar güvenirdi ki; en gizli işleri bile onunla yürütürdü. Nitekim ‘Eylül ihtilalinde’ İsrail ile olan ilişkilere öncülük edenlerden birisi idi Dr. Mahmut Osman.

Dr. Mahmut Osman ihtilalin her bir noktasından haberdardı. Ona göre her şey mükemmeldi, hiçbir eksiklik yoktu. Eksikliği dile getiren kadrolar da Mahmut Osman’ın gazabına uğruyordu…

***

Sovyet Rusya’nın, 1973’te Bağdat ile yaptığı “savunma anlaşmasının” ardından Kürdistan’da yeni bir durum ortaya çıkmıştı.

Sovyet Rusya’nın güvencesini arkasına alan Bağdat, Kürt hareketini ve elde ettikleri ‘otonomiyi’ imha etmenin manevrasını yürütüyordu.

Bu durum karşısında rahatsız olan bazı KDP kadroları, zaman zaman tedirginliklerini dile getiriyorlardı. Ancak Dr. Mahmut Osman için her şey mükemmeldi.

Tam o günlerde (1974) KDP, Berlin'de bir yurt dışı konferansı düzenlemişti. Dr. Osman ise, konferansın organizatörü ve divan başkanıydı.

Katılımcılardan bir parti kadrosu, Kürdistan’ın içinde bulunduğu duruma dikkat çekerken, siyasetsizliğin, belirsizliğin ön sürdüğü ve siyasi bir konseptin olmayışından veryansın ediyordu.  

Konferansın Divan Başkanı Dr. Mahmut Osman ise, konuşmacıya müdahale ederek şunları dile getirmişti:

“Partimiz bütün gelişmelerin farkında, kimse belirsizlikten, siyasetsizlikten söz etmesin. Biz ne yaptığımızı çok iyi biliyoruz, konsept ve stratejimiz mevcut, siyasi sözlüğümüz Mustafa Barzani her şeye yeter, otur ve fazla saçmalama…!”

Yani bir nevi konferansa katılan parti kadrosunu azarlamıştı!

***

Konferansın ardından bir yıl bile geçmez, ölümsüz Barzani öncülüğünde gelişen Eylül ihtilali yenilgiye uğrar. Hareket 1975 yılında dağılır, Kürtler büyük bir hayal kırıklığına uğrar…

Uluslararası siyasi konjonktürün Kürtler üzerindeki etkilerini tartışamayan siyasi kadroların hemen hemen hepsi, tek sesle Mustafa Barzani'yi suçlamaya başlamışlardı.

Hatta bazı ‘Sovyetik Kürtler’ Sovyet Rusya’nın Saddam Hüseyin’e olan desteğini haklı çıkarmak için, “Saddam’ın ‘ilerici yönleri’ Mustafa Barzani’ye nazaran daha ağır basıyor” diyecek kadar seviyelerini ayaklar altına almışlardı.

İşte tam da o dönem, “Siyasi sözlüğümüz Mustafa Barzani her şeye yeter” diyen Dr. Mahmut Osman da ‘Sovyet Kürtçü’ kervana katılarak ilk kitabını Mustafa Barzani’ye karşı kaleme almış, Barzani’yi çok ağır ithamlarla suçlamaya başlamıştı.

Oysa Mahmut Osman, ihtilal döneminde her şeyin mükemmel olduğunu savunuyor, kimseye de eleştirme hakkı da vermiyordu!

Aradan uzun bir zaman geçti;

‘Sovyetik Kürtlerin’ bekası Sovyet Rusya dağıldı, siyasi konjonktürün değişmesiyle Kürdistan meselesi tekrar kendine geldi ve Güney Kürdistan’ın 1991’de elde ettiği statü ile muazzam bir şekilde büyüdü.

Kazanılmış statü ise, Kürtlüğün erimesiyle karşı karşıya kalan diğer parçalar üzerinde büyük etki yarattı.

Ama bugüne geldiğimizde şu eleştiriyi yapmanın yerinde olduğunu görüyorum:

“Kürtlerin içinde bulunduğu bu olumlu dönemde, Kürtlüğü ve Kürt milletinin kazanımlarını esas alan, Kürtlüğün kalesi konumunda olan ve bundan dolayı da hedef alınan KDP, güçlü bir siyaset üretemediği için her gün biraz daha zayıflıyor.”

***

Kürtlüğün Kalesi KDP, Kerkük’ten atıldı

KDP, Kerkük için çok ağır bedeller verdi. 1975 yenilgisinin ana sebeplerinden biri de Kerkük’ten vazgeçmemesiydi.

2017 yılında yapılan bağımsızlık referandumunda da Kerkük'ü terk etmeme politikasını izleyen KDP, Kürt halkının başarılarını baltalamakla meşgul olan ülke ve yerel işbirlikçileri tarafından Kerkük'ten sürüldü.

KDP’nin, Kerkük’teki bütün varlıklarına el koyuldu, yağmalandı ve yakıldı… Bütün bu olumsuzluklardan sonra seçimlerle birlikte Kerkük için yeni bir dönem başladı.

Bu yeni döneme ayak uydurabilmek için olağanüstü siyasi ustalık, siyasi konsept ve çabaya ihtiyaç vardı. Kerkük’te ağır yaralanan KDP, hem yaralarını sarmak hem de yıllarca bedel ödediği Kerkük’te zafer elde etmenin hesabını yapmalıydı.

Ancak KDP, buna hazır değildi. Çünkü Kerkük’te yeni Dr. Mahmut Osmanlar KDP’yi temsil ediyor, her şeyin mükemmel olduğunu iddia ediyor…

Halktan, üyelerden, kadro, dost ve taraftarlardan gelen öneriler ciddiye alınmıyor, yeni Mahmut Osmanlar her şeyi biliyorlar. Onlara göre hiçbir eksiklikleri yok.

***

Ama yalancının mumu yatsıya kadar yandı!

Her şeyin mükemmel bicinde ilerlemediği, hep Sümen altı edildiği de seçimlerden sonra oraya çıktı.

KDP, yıllarca bedel ödediği Kerkük’te, en azından 5 kürsü kazanması gerekirken, sadece iki kürsü kazandı.

KDP’nin, Kerkük sorumlusu ve ağır isimlerinden Dr. Kemal Kerküki, 26 Mayıs devrimi başladığı dönemde henüz yeni başladığı Tıp talebeliğini elinin tersiyle itmiş ve Peşmerge olmayı tercih etmişti.

Dr. Kemal Kerküki;

Ankara’nın Mamak hapishanesi ile,

İran’da yaralanan ve hapis yatan bir kahramandı.

Ama ne var ki;

Kürt milletinin bütün düşmanlarının cirit attığı Kerkük'te, Kemal Kerküki, var olan kahramanlığını, maalesef siyasi bir kahramanlığa dönüştüremiyor.

Çünkü var olan mevcut siyaset onu da aşmış durumda.

Bu vahim durumu hem kendisinin hem de partisinin görmesi gerekiyor. 

KDP, bir an önce ‘yeni Dr. Mahmut Osmanları’ tespit edip derhal layık oldukları yere sevk etmelidir.

Neden mi?

Çünkü böyle giderse;

Daha çok Kerkükler kaybedilir!

Kürdistan’da genel seçimlere çok az bir zaman kaldı…


 

Rojhat Amedî 

22.12.2023 

Diğer yazıları:  Şeyh Said ve 'isyanla' ilgili bazı bilinmeyenler!

 


() PeyamaKurd

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtmaktadır. PeyamaKurd'un yayın politikası ve editoryal paradigması ile her zaman uyumlu olmak zorunluluğu yoktur.