image

Kürt önderlerinden Şeyh Said Efendi, Kürtler nezdinde değerli bir şahsiyet olarak kabul görüyor. Şeyh Said, son günlerde Türkiye medyasında yer edinmiş durumda üzücü olan ise ırkçı, milliyetçi Türklerin seviyesiz sözlerine konu olması.  

Türk ırkçı ve cumhuriyetçileri, tıpkı geçmişte olduğu gibi yine hakaret ve ağza alınmayacak sözler sarf ediyorlar. Ama Kürtler bu defa, eskiye nazaran ‘ırkçı ve edepsiz’ yaklaşımlara karşı birlikte hareket ediyorlar.

***

Şeyh Said, cumhuriyetçilere büyük dert ve tasa oldu

Şeyh Said ve dava arkadaşları, 1925 senesinde Diyarbakır Dağkapı meydanında kindarca idam edildiler. Ama bu hadise hiçbir Kürt neslinin aklından çıkmadı. Bu durum da Türkiye’deki cumhuriyetçilere büyük dert ve tasa oldu.

Şeyh Said 'isyanı' Kürtlerin haklarını, diğer halkların din ve inançlarını dikkate almayan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı yapılan ilk Kürt ayaklanması olmuştur.

Dolayısıyla Şeyh Said baştan beri muhafazakâr, gerici, feodal ve laiklik karşıtı bir kişi olarak tasvir edilmiş ve bu görüş toplumda bir ölçüde hâkim oldu. Kürt siyasetinin bir kısmı da bundan etkilenmiştir.

Kürtlerin bir kısmı ana akım düşüncelerden geri kalmadılar

Bu görüş, Kürtlerin içinde sol fraksiyon üzerinden siyaset yürütenlerin arasında da bundan birkaç sene öncesine kadar vardı. Herhangi bir saldırı olmasa da Şeyh Said ve yol arkadaşlarını, ‘gerici, feodal’ olarak kabul ediyordular.  

Türkler, Cumhuriyet’in kuruluşunun ardından yaşanan Şeyh Said 'isyanı'nı hafızasından hiçbir zaman silmedi. Bugün bile Şeyh Said ve arkadaşlarının adı geçtiği zaman, despot ve hakaret boyutuna varan öfkelerini dile getirmekten geri kalmıyorlar.

Son günlerde, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi kayyumunun kentte yapılacak bir bulvara Şeyh Said adını vermesi bir hayli gündem olmuş durumda.

Bazı milliyetçi, solcu Türkler ve tanınmış şahıslar, Şeyh Said bulvarı gündeminden sonra yeniden harekete geçtiler. Kirli ağızlarını Şeyh Said’i kötülemek için kullanmaya başladılar.

***

Bakur Kürtleri artık Şeyh Said’in kıymetini biliyorlar

Bu yaşanan elim hadiselerin bir de iyi tarafı var. Bizi mutlu eden şey ise, Bakur’daki Kürtlerin artık Şeyh Said’in kıymetini bilmesidir. Şeyh Said ve arkadaşlarına kıymet verdiklerini hem siyasal sahnede hem de sosyal mecrada açık şekilde görebiliyoruz.

Kürt solu, muhafazakarı, liberali, milliyetçisi… mesajlar ve açıklamalar ile Şeyh Said’e destek olduklarını ve bu yaşanan hakaretleri kabul etmediklerini, bunları yapan Türk şahsiyet ve kuruluşları kınadıklarını beyan ettiler.

***

Güney Kürdistan statüsü, Şeyh Said’in sayesinde…

Acaba kaç Kürt, Şeyh Said'in Kürt milliyetçiliğinin üzerindeki etkisinden haberdardır?

Bu sadece bir soru!

Ama Türk resmî ideolojisine baktığımız zaman Şeyh Said ve onun Kürt milliyetçiliği üzerindeki etkisini çok iyi biliyor. Ama Kürtler bunun ne kadar farkında? Doğrusunu söylemek gerekirse, Kürtlerin geneli Şeyh Said’i, Türkler kadar doğru dürüst tanımıyorlar.

Şeyh Said 'isyanı'nın getirdiği kırılma ile birlikte özellikle Bakur’da psikolojik ve moral çöküntüsü yaşandı. Ancak etkisini en çok Başûrda gösterdi, çünkü Türkiye Musul Vilayetinden çekilmek zorunda kaldı. Eğer Şeyh Said 'isyanı' yaşanmasaydı Kürdistan Bölgesinin statüsü bir hayal olarak kalacaktı.

Bölge Türkiye’nin kontrolünde idi. Ama Türkiye dönemin konjonktürü ve cumhuriyeti koruma korkusuyla o bölgeden çekilmek zorunda kaldı.

Doğrusu, Güney’in gerçekliğini bilmeyenler, gelişmeleri sağlıklı bir şekilde anlayamazlar. Bugüne baktığımız zaman Kerkük’ten Erbil’e, oradan Musul’a kadar bir Türkmen sınırı var.  En az 500 bin Türkmen burada bulunuyor. Ama Eğer Türkler, Musul ve Güney’in vilayetlerinde kalsaydı bu sayı en az 2-3 milyon olurdu. Kürtlerin sayısı da çok azalacaktı. İşte Kürtlerin çoğu bu gerçekliğin farkında dahi değil.

***

Türkler Musul’da kalsaydı, bugünkü İran olacaktı

Türkiye Musul’da kalsaydı Kerkük ve Musul petrolleri de onların kontrolüne geçecekti.

Bu zenginleşme ile birlikte Türkiye de bugünkü İran gibi Orta Doğu’yu karıştıran aktör haline gelecekti.

Sonuç olarak şu söylenebilir, Şeyh Said 'isyanı' Bakur’da bir kırılma yarattı ama on yıllar sonra Başur’da, önemli ilerlemelerin ve başarıların temeli oldu. Tabi bu durum, Başur’un hiçbir siyasi ve askeri rol oynamadan sadece Şeyh Said üzerinden kazanım elde ettiği anlamına gelmiyor. Yani demem o ki; Şeyh Said 'isyanı' özgürlük isteyen diğer Kürtlere, bir ilham kaynağı oldu.

***

Rojava’ya gidenler Kürt ulusal bilincini canlandırdılar

Şeyh Seyid 'isyanı'nın etkisi Rojava Kürdistan'da da hissedildi. Kuzeydeki pek çok Kürt aydın ve şahsiyeti Rojava’ya çekilmek zorunda kaldı. Bu da Rojava Kürdistanı'nda Kürtlerin davasının ve milli duygusunun yeniden canlanmasını sağladı.

Rojava’da Kürtlerin kaderini tayin edenlerden, Dr. Nuredin Zaza, Dr. Nuri Dersimi, Cegerxwîn, Osman Sebri, Bedirxaniler, Haco ailesi, Xoybun kurucuları…

Hepsi Bakurlu idi. Bunlar, Kürtlük bilincini Rojava Kürdistan’ında yeşerttiler, canlı kalmasını sağladılar.

Bizler bugün Rojava Kürdistan’ında onları ektiği meyvelerini yiyoruz. Tabi bu durum Kürt aydınları ile Şeyh Said 'isyanı'ndan sonra Rojava’ya gidenlerin emekleri sayesinde oldu. Onlara da teşekkür ediyoruz.

Şeyh Said’e yönelik yapılan küçük düşürme ve hakaretlerin neden yapıldığını Kürtler anlamalı ve gizli bırakılmış gerçekleri artık ciddi bir biçimde değerlendirmelidirler.

***

Kürt muhafazakarları Arap alimlerine verdiği değeri neden Şeyh Said’e vermiyorlar?

Son söz olarak şunu söyleyebiliriz; evet Kürt solcuları bir dönem Şeyh Said ve arkadaşların yerinde olmayan eleştiriler yönelttiler ve Kürt muhafazakarları Arap alimlerine verdiği değeri Şeyh Said’e vermiyorlar…


 

Rojhat Amedî 

16.12.2023 

Diğer yazıları:  İslâmcıların turnusol kâğıdı Filistin ve Kürt meselesi!

 


() PeyamaKurd

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtmaktadır. PeyamaKurd'un yayın politikası ve editoryal paradigması ile her zaman uyumlu olmak zorunluluğu yoktur.